Yazlık Sinemanın Hayaleti

Sarmaşıkların saklayamadığı sinemanın duvarı terk edilmişliğe karşı hâlâ ayakta duruyor. İnsanlar ise onun anılarını hissedemeden yanından geçip gidiyor. Duvar hüzünlü bir şekilde yıkılacağı günü bekliyor; belki de birinin ona içten dokunmasını? Yanından geçerken ona elimi uzatıyorum. Dokunduğumda yenileniyor bir anlığına. Kendimi onun şaşaalı yıllarında buluyorum. Meşrubat şişeleri şıngırtıları eşliğinde sandalyeler beliriyor birden. İnsan gülüşleri ve konuşmaları birbirine karışıyor. Film makinesinin sesini duyuyorum ve ışıklar gözüme çarpıyor. İşte film başlıyor!
Gençler hipnotize olmuş gibi gözlerini bile kırpmadan filmi izliyor. Belli ki film çok heyecanlı bir yerinde. Patlamış mısırlar yeniliyor, meşrubatlar içiliyor. Çikolatalı ve sade dondurma alabilir miyim seslerinin arasına, birbirlerinin kulağına filmden bir sahne hakkında fısıldayan arkadaşların sesleri karışıyor. Gençlerin en büyük eğlencesi bu. Çoğunun evinde televizyon yok. Zaten olsa bile tek kanal var.
Çevirmeli ve jetonlu telefonların sürüp giden dıııt sesi kadar sıkıcı anlarda, “Ah yazlık sinema iyi ki varsın!” diye iç geçirenler arasında kendimi görüyorum. Onlarla birlikte ben de filmi izlemeye koyuluyorum. Tam o sırada bir rüzgâr çıkıyor. Temmuz ayında bu kuru yapraklar da neyin nesi? Sandalyeler arasında uçuşmaya başlıyorlar. Gençler ve gülüşler solmaya başlıyor. Az önceki gerçeklik silikleşiyor ve tamamen sönüyor. Sadece ben kalıyorum. Kırık bir sandalyenin üzerinde şaşkınlığımın geçmesini bekliyorum. Gri duvarın sessizliği işliyor içime. Bir ürperti ve sonra uğultular… Etrafta insanlar donuk bir şekilde belirmeye başlıyor. Gölge gibiler. Nerede olduklarını bilmiyorlar sanki. Oturmak için boş sandalyelere bakıyorlar. Herkes oturduktan sonra duvara film ışığı yansıyor. Makinenin sesi duyuluyor. Duvarda yansıyan benim hayatım, yalnızlığım. İzleyicilerden kimi ağlıyor, kimi iç çekiyor, kimi vah diyor. Alkış sesleri de duyulmuyor değil. “Bu ne oyunculuk!” diyenlerin sesleri de geliyor geriden. Hayatım keşke bir film olsaydı ama değil.
Ben bu yazlık sinemadan geride kalanların hissettiğinden daha farklı bir hayata sahip değilim. Nostaljik, var olan gerçeklikten kopuk ve bu döneme ait olmayan bir parçam var. Bu parçanın en değerli taşı da bu sinemanın duvarında saklı. Buradan her geçtiğimde sarmaşıkların, yaşanmışlığın üstünü tam örtemediği yerden yansıyan solgun bir ışık beni kendine çekiyor. Belli ki o da beni kendinden bir parça olarak görüyor. Haksız da sayılmaz.
Sinemanın duvarına baktığımda adamakıllı fark ediyorum: Birilerinin bizi görmesini, hayatımızı izlemesini ve seanslarımızı kaçırmamasını istediğimizi. Oysa Yozluğun Boşluğu adlı bu dönem filminde herkes o kadar dalgın ve aceleci ki! Vakit çok ama her nedense dolu. Kimse kimseyi gerçekten görmüyor. Afişe dahi bakmıyor. Kimsenin hayatına tamamen dâhil olmak ve onu izlemek istemiyor. Gelip geçicilik tek kalıcı gerçek artık. İnsanlar yoz olana düşkün. Üstelik yakınken uzak ve ruhsuzlar. Kofluğun küfü saçak saçak yüreklere işlemiş. Bakışlar görmek için değil. Her şey üstünkörü, göstermelik. Bir de bunlara kimsenin yazlık sinemaya gitmek istememesi ekleniyor. İnsanların çoğu sinemanın bu geriye kalan duvarını bile görmüyor. Yanından umursamazca geçip gidiyor. Hâlbuki ben seni görüyorum yazlık sinema. Benim için acıklı bir film oynat ve ağlak gülümseyişimi izle.
Sinemanın kalıntıları arasında yürüdükçe örümcek ağları, kuru yapraklar ve zamanın tozları beni bitkince selamlıyor. Makine bozuk. Şerit bantlar bu gerçeklikten kopmuş bir hâlde köşeye savrulmuş. Sandalyeler yere düşmüş ve kırılmış. Boş şişeler etrafa saçılmış. İzleyicilerin isimleri silinmiş, gülüşleri duvarda is olmuş. Her yerde terk edilmişlik hissi…
Bu dönemde modası geçmiş sayılmak kadar yıkan bir acı var mı? Duvar, ne olursa olsun buradan gidesim yok der gibi bana bakarken başka bir filmde görüşmek üzere vedalaşıyoruz. Bir parçamı daha burada bırakıp aralık kapıdan kalabalığa karışıyorum.

Uğur Ünen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.