Oyun Yetişkini

Ünlü filozof ve tarihçi Johan Huizinga Homo Ludens isimli değerli eserinde evrimsel süreç içerisindeki insanoğlunu tanımlamak amacıyla kullanılan yeni bir kavram ortaya atar. Ona göre “Homo Ludens” kavramı insanı “Homo Sapiens” kavramından çok daha güzel bir şekilde tanımlamaktadır. Binlerce yıldır süregelen insanlık tarihi boyunca oyun kavramı her zaman için insanların hayatında merkezi bir konumda yer almıştır. Bu sebeple insanoğlunu “Oyuncu İnsan” anlamına gelen “Homo Ludens” kavramıyla tanımlamak çok daha uygun olacaktır.

Antik dönemlerden bu yana insanoğlu için oyun kavramı her zaman önemli olmuştur. Bugün tarihin en eski oyuncağı olarak tanımlanan oyuncak Anadolu toprakları içerisinde bulunmuştur. 2011 yılında Mardin’in Kızıltepe ve Nusaybin ilçesinde yapılan arkeolojik kazılarda dünyanın en eski oyuncağı olarak kabul edilen pişmiş çamurdan yapılmış oyuncak arabanın 7500 yaşında olduğu ortaya çıktı. Bu durum coğrafya olarak oyun ve oyuncak kavramıyla bin yıllardır iç içe olduğumuzun en güzel ispatıdır. Oyuncakla olan bağımızı anlamak için 7500 yıl öncesine gitmek gereksiz aslında… Çoğumuzun evinde bizden birkaç kuşak öncesine ait oyuncaklar vardır. Bu oyuncaklar aslında dedelerimizden ve ninelerimizden ebeveynlerimize miras kalan bir servettir. Bir düşünsenize kaçımızın evinde eski bir topaç ya da kibrit çöplerinden yapılmış oyuncak bir araba yoktur ki… Aslında o oyuncaklar eski atalarımızdan bize ulaşan bir kültür aktarımı, bir anı akışıdır. Yani aslında o oyuncaklara bakılarak bazı antropolojik analizler yapılabilir. O oyuncaklar insanın oyunla olan tarihsel ilişkisinin günümüze yansımasıdır.

Bazı erkek çocuklarının arabalarla oynamasını, bazı kız çocuklarının bebekleri sevmesini evrimsel cinsiyet rollerinin küçük yaşlarda belirginleşmesi olarak mı okumak gerekir? Yoksa onların bu oyuncak seçiminde yaşadıkları coğrafyalar ve ebeveynleri üzerine yaptıkları gözlemlerin hiç mi payı yoktur? Örneğin Ortadoğu’nun savaş coğrafyası içerisinde büyümüş bir çocuğun bulmuş olduğu ufak bir sopayı bile tüfekmiş gibi hayal ederek silah temelli oyunlar tasarlaması, bir batılı çocuğun elindeki oyuncak kırıldığında ağlayarak ebeveynlerinden yeni oyuncak istemesi oynanan oyunların yaşanılan coğrafyaya göre şekillendiğinin kanıtı değil midir? Kim bilir belki de Ortadoğu gibi zor coğrafyalarda yetişen çocukların en büyük oyuncağı kendi hayal güçleridir. İmkanların kısıtlı olması onların yaratıcılığını ve hayal güçlerini geliştirecektir. Belki de burası gibi zor coğrafyalarda hayal güçleriyle kendi oyunlarını yaratmaya mahkum olan o çocuklar hiçbir zaman büyüyemeyeceklerdir.

Oyun ve insan ilişkisiyle ilgili değinmek istediğim bir başka önemli husus da oyun kavramının sadece çocuklarla ve çocuklukla özdeşleştirilen yanlış bir bakış açısının varlığıdır. “Oyun çocuğu” kavramı sürekli duyduğumuz ve oyun olgusunu sadece çocuklara aitmiş gibi tanımlayan yanlış bir algı yaratır. Oysaki antik çağlardan bugüne oyunla iç içe yaşayan insanın her yaşta oyuna ve oyuncaklara ihtiyacı vardır. En basitinden hayatımızın neredeyse merkezinde yer alan ekonominin en önemli kuramlarından birisi “Oyun Kuramı” değil midir? Pek çok insan bugün şans ve kumar oyunlarına ilgi duymuyor mu? Hâlâ binlerce kişinin çılgınlar gibi izlediği spor müsabakaları ve oyunlar yok mu? İlla “Oyun Yetişkini” olarak tanımlanabilmemiz için Antik Roma’da olduğu gibi Gladyatör oyunlarını izleyip çığlık çığlığa haykırmamız mı gerekir? Bugün milyonlarca insan reyting rekorları kıran yarışma programlarında yarışmacıların oynadığı oyunları izlemiyor mu? Kısacası hepimiz oyun yetişkiniyiz işte ve oyunlar hâlâ hayatımızın merkezinde… Öyle veya böyle hâlâ hepimiz Homo Ludensiz…

Orçun Gül

One thought

  1. eski kültürlerimizden bize aktarılanları sahiplenmiş olsa idik bir köşede çürüyüp yok olmaya terk etmese idik şimdi olduğumuzdan daha farklı daha güzel bir dünyada yaşıyor olacaktık bu benim görüşüm.
    ben öğrencilerime diyorum ki sizlere bırakılan hayatınıza anlam katan önemli değerlerinize sahip çıkın en önemlisi de okumaya önem verin ve size sahip çıkmanız için bırakılan kitaplarınızın kıymetini bilin ve onları yok etmelerine müsade etmeyin diyorum.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.