Metin Kaçan’ın “Fındık Sekiz” Romanına Postmodern Bir Bakış

Metin Kaçan’ın kendi biyografisinden unsurları da barındıran Fındık Sekizromanı pek çok özelliğiyle “postmodern roman”a yaklaşmaktadır. Bu yazımızda bu özelliklere değinerek Fındık Sekiz romanı inceleyeceğiz.  

İlkin Fındık Sekiz romanın,  mistisizm, aşk, polisiye ve cinsellik gibi birden fazla temadan oluştuğu görülmektedir. Bu tema çeşitlilik romanda postmodern roman unsuru olan “çoğulculuk”u kullanmış olduğunu göstermektedir.

Fındık Sekiz romanında tıpkı postmodern romanlarda görüldüğü gibi zaman belirsizdir. Romandaki zaman ifadelerinin şiirsellik göstermesi romanı bir masal havasına dönüştürmüştür.

Kulaktan kulağa oynanıyordu. Cümle, İstiklal Caddesi’nde bir kafede kuruluyor, Balat’ta, Nişantaşı’nda ya da Bebek’te veya Hisar’da, Arnavutköy’de sona eriyordu. Oynayanlar, mesleklerinde profesyoneldi. Mimarlar, bankacılar, tornacılar, borsacılar, karikatüristler, nihilistler, fütüristler, mankenler, canlı ve cansız şekiller, gölgeler, buğular…”[1]

Romanın bu giriş cümlelerinden romanın daha başından masalsı anlatım dikkat çekicidir. Çünkü dil oyunlarını sevdiğini ve romanı oyunlaştırdığını bildiğimiz postmodern yazarların romanlarının özelliklerini yansıttığını görürüz. Yazar Metin Kaçan ilk cümlelerle okuyucuyu şaşırıp okuyucuyu “roman mı masal mı” sorusuna maruz bırakmaktadır.  

Roman hapishanede girmiş olan Meto’nun hapishaneye nasıl girdiğini anlaması üzerinden ilerler. Geri dönüş tekniği kullanılarak anlatılan romanın sonu Meto’nun hikâyesini bitirirken hapishaneden çıkmasıdır. Bu anlatımla da Fındık Sekiz geleneksel romanlardan ayrılmaktadır. Çünkü zaman kronolojik ilerlememektedir. Modern ve postmodern romanlarda gördüğümüz geriye dönüşler bu romanın tamamını kapsamaktadır. 

Bunun yanında Fındık Sekiz romanında diyaloglar kısıtlı ve kısa olduğunu görünür. Olayları ve zamanı hızla ilerlediğini gördüğümüz romanda bazen bir yavaşlama tekniği Meto’nun iç dünyasında, ruh halinde kullanılmıştır.

Kitabın adı Fındık Sekiz bir çeşit motor anlamına gelen bir tamirci deyimidir. Yazar Metin Kaçan’ın bir süre tamircilik yaptığı da bilindiğinden bu durumda otobiyografik unsur olarak karşımıza çıkar. Meto karakteri de tamircilik yapmıştır.

Fındık sözcüğü sokak dilinde uyuşturucu anlamına gelmektedir ki romanın uyuşturucu ve cinsellik batağına saplanmış bir kişi olan Meto’nun başına gelenleri anlatması ile bağlantı kurulmuştur.   

Fındık Sekiz romanının en büyük özelliği mistik yanıdır. Meto cinsellik ve uyuşturucu batağına batmış biridir. Bu batak içerisinde yuvarlanırken Sevda ile tanışır. Ancak Sevda ile olan ilişkisi başlamadan biter. Sevda Meto’ya karşı takındığı tavır ve konuşmalarıyla Meto’yu Fahri Baba’ya doğru iter. Fahri Baba’yla tanıştıktan sonra mistisizm ile yakınlaşan Meto Sevda’nın verdiği partiye gider. Orada son kez uyuşturucu kullanan Meto, Sevda’nın kötü biri olduğuna kanaat getirirken yaşamından artık sıkılmıştır ve hayatında yeni bir sayfa açmak istemektedir. Bu istekle Fathi Baba’ya giden Meto, Fahri Baba ile mistisizm yönelir ve aşkın ruhsal boyutuna ulaşmaya çabalar.

Hayattan birazcık da uzaklaşma, kurtulma isteğiyle uyuşturucuya yönelen gençleri görürüz. Uyuşturucu yaşanmak istenmeyen bu hayattan bir süreliğine kaçış pasaportudur. Bu bir zaman, modern dünya eleştiridir. Meto, “Cadde güzeldir, insansız elbiseler geçer giderler, elbisesiz insanlar gider gelirler.” Sözüyle Mevlana’ya atıf da bulunurken modern eleştiri de yapmaktadır. Çünkü roman Meto İstanbul’un arka sokaklarındaki yaşantısı anlatmakta, dünyevi zevklerin kölesi olan zevkler içerisinde kaybolan modern insanının maneviyatının yok oluşunu, tüketim üzerine oluşmuş toplum yapısını eleştirir. Romanda kadınlar maddeyi temsil eder. Sevda, uyuşturucu ve cinsellikten zevk alır. Postmodernlerin romanlarında modernistleri eleştirdikleri bir gerçektir. Roman kurgusu itibariyle modern yaşam eleştirisi modern yaşamın içinde bocalayan insanların eleştirisini yaparak postmodern özellik göstermektedir.  

Metin Kaçan’ın toplum eleştirisi, kimi yerde kolektivist dünya görüşünden esintiler taşır. Yoz bir tüketim toplumu, ezilen insanlar ve ·onların “tiner çekmekten kendilerini kaybetmiş çocukları” (FS.74), “zengin ve düzenden yana kişiler” (FS.44), ilk bakışta sol eğilimli bir dünya görüşünün metindeki yansımaları olarak değerlendirilebilir. Ancak, metnin geneline egemen olan mistik bakış göz önüne alındığında, belki de kozmik/mistik bir sosyalizmden söz etmek daha doğru olur.[2]

“Bir yelkenli gemide giden kader yolcularıydık. Arkamıza bir ülkeyi bağlamıştık. Ansızın hareket etmiştik ve ilk rüzgâr darbesinde yelkenimiz yırtılmıştı. Yelken, rüzgâr ve gemiydik. Kaptan Meto’nun bildiği tek gerçek sözcük vardı. Aşk. Yine aşk.”

Yazar kitabın ilk sayfalarından bunu belirtir. Fakat beşeri aşk bekleyen okuyucuları ters köşeye yatırır yazar. Çünkü Meto mistisizm, tasavvuf ile düzenli ve doğru yaşama yönelecektir.

Bir aşk romanı olarak karşımıza çıkan Fındık Sekiz, beşeri aşk değil ilahi aşkı anlatır. Kişinin içsel yolculuğuyla dünyanın zararlı yönlerinden arınmasıdır. İnsan isterse bunlardan uzak durabilir ve ruhunu olgunlaştırarak dünyaya bambaşka gözle bakabilir. Bu açıdan bir şeyh-mürşit ilişkisi anlatılır Fehmi Baba ile Memo arasında. Roman boyunca hâkim olan mistisizm bu anlarda doruğa çıkar. 

Kişi kadrosuna bağlı dilsel kullanımlarla farklı söylem tipleri çoğu zaman iç içe verilir. Bayağı söylemlerle dini söylemler, günlük konuşma ile akademik üslubun birbirinin peşi sıra verilmesi, metinlerarası yöntemlerle şiir ve şarkı sözlerinin birlikteliği eseri postmodern anlayışın çoğulcu dil kullanımına uygun hâle getirir. Reel gerçekliğin askıya alınması ve gerçeğin oyunlaştırılması eserde kendini açıkça hissettirir. Şöyle ki roman bir dil oyunuyla başlar ve başka bir dil oyunuyla devam eder.[3]

Fındık Sekiz romanında üstkurmaca da hâkim olan başka bir özelliktir. Yazar roman içerisinde Meto’nun sözlerini keserek kendi fikirlerine ve düşüncelerine yer verir okuyucuyu düşüncelerini sorar  

Fındık Sekiz, Türk edebiyatında postmodern felsefenin dil anlayışını ontik ve kültürel yönüyle örnekleyen, teoriyi doğrudan söylemlerle pekiştiren başarılı eserlerdendir. Dil oyunları, yazının önemi, metinlerarasılığın önemine yönelik doğrudan ifadeler ve üsluptaki çoğulluk postmodern edebiyat teorisinde eseri önemli kılar. Belirtilen özelliklerin yanında romandaki postmodern dil anlayışındaki tek eksiklik gramatolojik yönden düzenli bir yapı arz etmesidir. Üslupsal çeşitlilik, kurgusal karmaşa, pastiş tekniğinin kullanımı eseri anlamsal yapısöküme uğratmada başarıyla uygulanır. Gramatolojik ve şekilsel yapısökümün yeterince başarıyla uygulanamaması ise dilsel yönden eserin tek zayıf noktasıdır. Bu nedenle eseri tam anlamıyla postmodern anlatı olarak kabul etmek yerinde olmayacaktır. Başka bir deyişle Fındık Sekiz daha çok anlatıya yakın duran modernizmden postmodernizme geçiş dönemini örnekleyen bir metindir.[4]

Dil oyunları, metinlerarasılık ve üstkurmaca teknikleriyle postmodern romana yaslanan Fındık Sekiz romanı için Yıldız Ecevit, romanın bir New Age (Yeni Çağ) romanı olduğunu dile getirir. Hatta Evet,  Fındık Sekiz kitabının “bu türün Türk edebiyatındaki ilk örneği”[5] olduğunu kabul etmektedir.

Yeni Çağ romanı basit şekilde; modern dünya içerisinde bocalayan ve kaybolan insanların mistisizme yönelerek yaşamlarını yoluna koymasını anlatan romanlar olarak tanımlanabilir. Bu açıdan bakıldığında romanın postmodern roman olup olmamasından çok Yeni Çağ romanı olduğunu kabul edilmelidir.

Dinsel ideolojiyi aktarmasına karşılık, edebiyatın biçim/kurgu/dil demek olduğunu bilen bir bilincin ürünüdür “Fındık Sekiz”; bu nedenle de Türk edebiyatında bir ilktir. Kimi zaman dilsel düzlemde aksasa da, kimi yerde anlatıcısını bir ahlak hocasına çevirse de, bundan sonraki yaratılarında ideolojik dozu daha iyi ayarlayacağını düşündüğümüz bir sanatçının elinden çıkma bir edebiyat ürünüdür bu metin.[6]

EYÜP SAKA


Dipnot ve Kaynakça:

[1] Metin Kaçan,  Fındık Sekiz, Everest Yayınları, s. 1

[2] Yıldız ECEVlT, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul 2001, s. 218

[3]Ahmet EVİS, Postmodern Dil Felsefesinin Edebiyat Kuramındaki Yansımaları, Çok Dillilik Ve Kültürlülük: Fındık Sekiz Örneği, II. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu, Alanya 18-19-20 Mayıs 2017, s. 322

[4] Ahmet EVİS, Postmodern Dil Felsefesinin Edebiyat Kuramındaki Yansımaları, Çok Dillilik Ve Kültürlülük: Fındık Sekiz Örneği, II. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu, Alanya 18-19-20 Mayıs 2017, s. 322

[5]Yıldız ECEVİT, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar,  İletişim Yayınları, İstanbul 2001, s .212

[6]Yıldız ECEVlT, Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, İletişim Yayınları, İstanbul 2001, s. 236

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.