Film İncelemesi: Cennetin Rengi

Cennetin Rengi (film) - Vikipedi

İranlı Yönetmen Majid Majidi’nin duygu yüklü bir şölenidir 1999 yapımı Cennetin Rengi filmi. Dünyaya kör bir çocuğun gözlerinden bakmaktır. Fakat kast edilen gönül gözüdür. Elleridir. Filmin en büyük sembolik unsuru Muhammed’in elleridir. Onun elleri kalbini, kalbinin gözünü sembolize etmektedir. O, parmak uçlarıyla tanır dünyayı. Dokunarak, keşfederek görür tüm karşısına çıkanları.

Görme engelli çocuğun tanrıyı görme arzusu ile duymasıyla, çocuğunu istemeyen ve tanrıya isyan eden bir babanın öyküsü.

Babası ve ninesiyle beraber olan Muhammed şanssızlığı babasından yana da kendini göstermektedir. Muhammed’in annesini yani eşini de kaybetmiş olan babası kendi hayatına devam etmek, başka bir kadınla evlenmek istemektedir ve bu yolda da oğlu Muhammed’i kendine yük olarak görmektedir.

İran’ın büyüleyici doğa manzaralarına sahip olan bir dağ köyünde geçen film bu noktada gözleri görmeyen bir çocuğu anlatması nedeniyle tezat olarak görülmektedir. Filmin ilk sembolik unsuruna girişte rastlamak mümkündür. Simsiyah bir ekranın altında akan diyaloglar, seyirciye gözleri görmeyen Muhammed’in hikâyesini seyretmeden önce dünyaya onun gibi bakabilmeyi göstermekte, bunu sembolize etmektedir.

The Color of Paradise Film İncelemesi - Söylenti Dergi

-Ellerin niye bu kadar beyaz nine?

-Öyle olduğunu kim söylüyor?

-Kendim anladım. Ellerin bembeyaz.

-Ömrüm boyunca tarlada çalıştığım için kapkara ve nasırlılar.

-Hayır, ellerin yumuşacık ve güzel!

Muhammed elleriyle dokunarak keşfetmektedir dünyayı. Ninesinin nasırlı, kapkara ellerini dokunduğunda yumuşacık hissettiği için bembeyaz olarak tasarlamıştır kafasında.

Filmin başında geçen “Ey gören fakat görünmeyen! Yalnız seni ister, yalnız seni zikrederim.” cümleleri film açısından oldukça önemlidir. Özellikle de filmin sonuna işaret etmektedir. Kuran-ı Kerim’den bir ayeti de hatırlatan bu cümleler, inanan kişinin Allah’a kulluk etmesini simgelemektedir. Allah’ın yolundan gidip onun rızasını kazanmayı amaçlayan kişi Allah’ın boyası ile boyanmış olur.

Cennetin Rengi (Rang-e Khoda) / fragman - Yabancı Sinema Haberleri

Filmin ilerleyen sahnelerinde babası yük olarak gördüğü Muhammed’i bir marangoza çırak olarak vermiştir fakat bu Muhammed’in hiç hoşuna gitmez. O okumak istemektedir. Bu sahnede bir sorgulama ortaya çıkar. Muhammed, “Allah beni seviyorsa kör yaratmazdı ki onu görebilelim.” demesinin ardından öğretmeninin sözlerini hatırlar. “Allah görünmezdir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin.” Bu ifadeler Muhammed’in filmin belki de en anlamlı sözlerini söylemesini beraberinde getirmiştir. “Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dâhil, her şeyi anlatacağım.” Muhammed’in bu anlamlı duruşunun yanında babası da Allah’ı reddeder bir tutumla sorgulama yapmaktadır. O da neden kötü şeylerin kendi başına geldiğini ve neden bir çözüm olmadığını sorgulamaktadır. Bu sorgulamaların ardından Majid Majidi’nin tercih ettiği çekim açısı oldukça semboliktir. Kamera hâkim bakış açısıyla tepeden bir çekim yapar ki bu bakış açısı filmin başındaki duayı hatırlatır: “Görünmese de” kullarını gördüğüne işaret eder ve “Ey gören fakat görünmeyen” hitabının bir simgesidir. Böylelikle Allah’ın görünmez olsa da kullarını görüp onları takip ettiğini simgeler.

The Color of Paradise / Cennetin Rengi | Yeniden Birgun

Filmin özellikle de sonuna işaret eden bir başka simge de karakterlerin yolda buldukları canlılara yardım etmesine dayanır. Muhammed filmin başında yuvasından düşmüş bir kuşu zorluklar içerisinde yerine bırakmıştır, ninesi de su kenarına vurmuş balığı tekrar suyun içerisine geri bırakmıştır. Bunun üstüne nine çok hastalanmış ve kısa süre sonra da vefat eder. Babaannenin evden ayrılması bahtın dersine dönmesine işarettir. Zaten babanın evleneceği kadın ve ailesi de bunu bir uğursuzluk olarak görüp evliliği iptal edecektir. Kuş sahnesi Muhammed’in balık sahnesi de ninenin merhametini gördüğümüz bir sahnedir. Fakat baba yolda gördüğü ters dönmüş bir kaplumbağaya yardım etmez. Bu durumda onun merhametsizliğine işarettir.

Muhammed’in ninesinin ölüm yatağındayken dudaklarının hareketlenip gülümsemeye dönüşü ve Muhammed’in de babasıyla geçtikleri köprünün yıkılmasıyla denize düştüğü ve sonrasında kıyıya vurduğunda gözlerini simgeleyen ellerinin bembeyaz ışıklar saçışı Allah’ın boyasıyla boyanıp canını verdiğini simgelemektedir. Asıl vazifesi iki yeri birleştirmek olan köprünün yıkılışı, baba ile oğul arasında hiçbir zaman bağ kurulamadığını anlatmaktadır.

Muhammed’in öldüğü zaman gökyüzündeki kargalar da ölümü temsil etmektedir

Bu dünyaya görmeyen gözlerle gelen Muhammed neyin bedelini ödüyordu? Ya da bir bedel ödüyor muydu? Bu konu bir yana Muhammed fazlalık olduğu bir dünyadan ayrıldı ve tanrıya kavuşarak sabrının ve iyiliklerinin ödülü aldı sanırım.

Agâh Ensar CAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.