Tolstoy’un Bisikleti

9 yaşındaki halimle bir kaldırım kenarına oturmuşum ve onun kanayan dizine bakıyorum. Ağlıyor, çok ağrıyor… Az önce hayatında ilk kez bisikletten düştü. Turan Aga’nın bakkalının yanından rüzgârla alt mahalleye doğru süzülürken bir anda düşüverdi. Oysa annem ve babam öğretmişti hangisinin fren olduğunu, düşeceği zaman nereye basması gerektiğini… Ama işte insan düşerken ne yapması gerektiğini düşünemiyordu. Bir anda Newton’un büyük keşfi yerçekimine karşı yeniliyordu.

Ben de ilk kez 9 yaşında yenilmiştim işte. Acıyla ağlayan ve kanayan dizini okşayan 9 yaşımın, başını okşadım. Sonra eline bir yara bandı sıkıştırdım. Dizine pansuman yaptım, kolunda birkaç çizik vardı, ona da yara bandı sardım. Yara bandı yapıştırınca insanın yaraları geçiyor muymuş? Geçmediğini bilerek yapıştırdım. O acısına ağlıyordu. Ben onu (yani aslında kendimi) kandırdığım için ağladım. Ben 9 yaşımın başını okşarken o, “Bir daha bisiklete binmeyeceğim.” diyordu. Ben “Bineceksin.” diyordum. O binmeyeceğim dedikçe, ben karşı çıkıyordum. Ufak bir tartışmanın ardından annemin acı dolu bağırmasıyla irkildi. O da bana, “Bir daha bisiklete binmeyeceksin.” dedi. Annem 9 yaşımı tuttu kolundan götürdü. Bir kaldırımın kenarında tek başına oturdum, kaldım.

Bir daha o bisiklete hiç binmedim. Yıllarca evin bir köşesinde bisiklet durdu. Hep tozlanmasını izledim. Yıllar sonra akrabalardan birisi istedi. Onlara verdik. Çocuk birkaç ay bindi, hevesi bitince bisikleti kömürlüğe atıverdiler. Yine tozlanmak kaderi oldu. Yıllar geçti hiç bisiklete binmedim. Yıllar sonra hayatımda yeniden binecektim. Liseyi bitirip üniversiteye gidince. Bizim üniversite bahar döneminde isteyen öğrencilere bisiklet veriyordu. Ben binmeyi bilmediğim için almadım elbette ama can dostum Tugay aldı. O çok ısrar etmişti, binmem için… İşte ben de onu kırmamak için yıllar sonra ilk kez böyle bisiklete bindim. Ama bu sefer düşmedim. Çünkü can dostum düşmemem için beni arkamdan tuttu. O gün düşüp bacağımı kanatıp kaldırım kenarına otursaydım, 30 yaşındaki halim yanıma oturup yara bandı verir miydi? Hâlâ düşünürüm…

Hayatımda bir daha bisiklete biner miyim? Bilmiyorum. Tolstoy bisiklet binmeyi 70’li yaşlarında öğrenmiş. Arkasından tutan bir dostu var mıydı? Hep merak ederim. Tolstoy 70 yaşına kadar şüphesiz çok dost biriktirmiştir. Ama belki de bir terminal köşesinde yalnız ölümü gibi bisiklete de tek başına bindi. Düştü mü? Bilmem. Ağladı mı? Bilmem. Ama yaralarına yara bandı sarmadığına ve kendisine, “Bir daha bisiklete binmeyeceğine” dair söz vermediğine eminim. Annesinin bisiklete binmesine karşı çıkmayacağına da eminim. Çünkü annesi Tolstoy iki yaşındayken ölmüştü. Tolstoy 9 yaşındayken de o bisikletten düşseydi, acısı geçene kadar kaldırımda ağlamaya devam edecekti… Ama yaşlandığı yıllarda bindi, düşüp bir yerini acıttıysa bile kim bilir vücudunda daha büyük acılar olduğu için hiç hissetmedi.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.