Yabancılaşmaktan Hayata Bağlılık: Yumurta Filmi

Yumurta (film) - Vikipedi

2007 yapımı Yumurta filmi Semih Kaplanoğlu’nun yazıp yönettiği, içinde pek çok sembolik unsur barındıran başarılı bir filmdir.

Yumurta filmi hayata, dünyaya yabancılaşan, tutunamamış bir karakterin hayata ve dünyaya tekrardan yakınlaşmasının hikâyesidir.

Film, uzun zaman önce doğup büyüdüğü kasabadan ayrılan bir şairin aldığı ölüm haberiyle kasabaya dönüşünü ve peşi sıra yaşadığı olayları anlatmaktadır. Filmin ilk sembolik unsuru olarak Yusuf’un kasabaya dönüşündeki kamera açılarını söylemek mümkündür. Yusuf köye varıncaya kadar dışarısı aracın içinden çekilmektedir. Bu Yusuf’un oralara yabancılaştığını sembolize etmektedir. Araçtan indikten sonra eve gittiğinde de kamera bir süre kapının dışında kalmıştır. Bu onun eve hatta annesine de yabancılaştığını göstermektedir. Zira annesini defnetmek için köye gelen Yusuf annesinin ardından ne bir gözyaşı dökmüş ne de bir dua etmiştir. Hatta annesinin mezarının başında sigara içmiştir Yusuf. Bu onun ne kadar yabancılaştığını göstermektedir. Bununla birlikte Yusuf hemen dönmek istemektedir İstanbul’a. Ya da kaçmak istiyor desek daha doğru olacaktır. Fakat kaçamaz ve yüzleşme başlar. Cenazeden sonra hemen yaşadığı yere dönmek ve kurduğu dünyada yeniden nefes almak isteyen Yusuf bunu başaramaz. Nefret ettiği bu topraklardan kopamayacak ve kendini bulacaktır ileride.

Yusuf’un yaşadığı şehirde bir kitapçı dükkânı vardır. Genel olarak hayattan bezmiş bir yapısı vardır. Film bir dönüşümün filmidir aynı zamanda. Yusuf bir dönüşüm yaşayacaktır. Filmin adına da ilham olan yumurta, önemli bir sembol olarak karşımıza çıkmaktadır. Yumurta, Yusuf’un yeniden doğuşunu sembolize etmektedir. Cenazeden sonra ormana doğru yürüyen Yusuf bir süre uyuyakalır ve rüyasında elinde bir yumurta tuttuğunu görür. Yumurtanın kırılmasıyla uyanır. Bu yumurta filmin devamında Yusuf’un geçireceği dönüşümü simgelemektedir. Filmin ana karakterinin adının Yusuf olması tesadüfi değildir. Ayrıca kuyu ile olan münasebeti de Yusuf Peygamberi akıllara getirmektedir. Hz Yusuf bilindiği üzere atıldığı kuyudan çıkmış ve yeniden doğmuş gibi olmuştur. Filmdeki Yusuf da rüyasında bir kuyuda olduğunu ve çıkmaya çalıştığını görür. Neticede o kuyudan çıkacak ve bir anlamda yeniden doğmuş olacaktır. Buradaki kuyu Yusuf’un kaçmaya çalıştığı memleketini sembolize etmektedir. Filmde dini simgeleyen durumlar da vardır. Kasabaya giderken ezan sesini duyması, baygınlık geçirecekken sela sesini duyması, annesinin adağı ve Yusuf adına sahip olması dini simgeleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Filmin başında Yusuf’un annesinin sisler arasından gelip sisler arasında kaybolması, ölümün bir yerden başka bir yere gidiş olarak gösterilmesinde de bir sembolize etme durumu vardır. Ölüm burada bir yok oluş olarak değil, yolculuk olarak sembolize edilmiştir. Sembolik unsurlar filmin kadın karakteri Ayla üzerinden de aktarılmıştır. Sabah kalktığında saçlarını taradığı esnada Ayla’nın kalp şeklinde bir aynanın içinde yansıması onun bir aşk hikâyesinin içinde kendini bulacağını simgelemektedir. Tekrar filmin başına dönersek, Yusuf’a gelen bir telefonun arkasındaki sesin Ayla’ya ait olduğunu anlıyoruz. Bu sesin duyulmasının sonrasında elinde bir şarap şişesiyle içeri şehirli bir kız girmektedir. Şarabı vermesi karşılığında Yusuf’tan yemek kitabı istemiştir. Yusuf kitabı verir ve şarabı alır. Kızın yemek kitabını alması geleneklerinden kopmuş bir toplum içinde bir kızın yemek yapmayı kitaplardan öğrendiğini göstermektedir. Köydeki Ayla ile bu şehirdeki kız arasında bir zıtlık vardır. Bu zıtlık şarap ve çay ile sembolize edilmiştir. Ayla, Yusuf’a çay ikram ederken şehirli kız şarap vermiştir. Şarap yabancılaşmayı ve şehri, çay ise köyü ve geleneklere bağlılığı ifade etmektedir.

Yönetmenin Yusuf’u geleneğe yakınlaştırmaya çalıştığını iki yerde çok net bir şekilde görüyoruz. Annesini Gölcük’e götürmeye söz vermesine karşın götürmemiş olmasının vicdan azabını duyması ve elektrik kesildiği zaman, saatin geç olmasına rağmen tembellik etmeyip elektrikçi bulmaya gitmesi. Yusuf vicdan azabını azaltmak, yok etmek için Ayla’yı Gölcük’e götürür. Bu yabancılaşmış Yusuf’un yabancılaşmadan uzaklaşmasının diğer bir adımıdır.

Filmde Yusuf karakterinin tutunamamasındaki en büyük nedeni çıkardığı şiir kitabının ilgi görmemesi, bu işte başarıya ulaşamaması, hayallerini gerçekleştirememesidir.  

Filmin sonuna geldiğimizde ise Yusuf yine rüya görür ve rüyasında bir köpek tarafından parçalanır. Bu rüya yabancılaşan Yusuf’un yabancılaşmaktan kopuşunun bir işaretidir. Çünkü tasavvufta köpeğin nefsi temsil ettiği bilinmektedir.

 Filme adını veren yumurta metaforu yeniden doğmayı, değişimi ifade etmektedir.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.