Ülkü Tamer’in Şiiri

Ülkü Tamer, İkinci Yeni şairleri arasında en az tanınan şairdir döneminde. 1959 yılında çıkardığı ilk şiir kitabı olan Soğuk Otlar Arasında kitabı, İkinci Yeni anlayışını yansıtan özelliklere sahiptir. Kitabındaki şiirlerde yoğun soyutlamalar ve yoğun imgeler dikkat çekmektedir. Şiir hayatında kapalı şiirin başarılı örneklerini veren şair, sade bir dille yazdığı şiirlerinde de toplumsal kaygıyı öne çıkarmaktadır.

     Ülkü Tamer, İkinci Yeni’nin kendisine dil konusunda sunduğu özgürlüğü sonuna kadar kullanmış ve dilde yalınlığı atlamadan; imgelerle, çağrışımlarla, düzyazıya yatkın kapalı bir şiir dili ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra şiirlerindeki çocuksu duyarlılık ve yakaladığı konuşma diliyle de dikkat çekmiştir. Ülkü Tamer’in 1959 yılında çıkardığı ilk şiir kitabındaki şiirler imgelerle yüklü olup anlamca da kapalı şiirlerden oluşmaktadır. Bu şiirlerde de şairin toplumsal kaygısı yer yer kendini göstermektedir ancak bu toplumsal sorunlara bireysel bir yaklaşım getirmiştir. Mehmet Kaplan, Ülkü Tamer’in kelimelerle oynamasını ve güzel hayaller yaratmasını bilen bir şair olduğunu söylemiştir.

İkinci Yeni hareketinden sıyrıldıktan sonra Ülkü Tamer şiirinde ikinci dönem başlamıştır ve Tamer bu dönemde halk şiirine yakınlaşarak kapalı dilden daha açık ve duru bir dile geçmiştir. Toplumsal sorunları konu edindiği şiirlerindeki sadelik ve içten söyleyiş, bazı şiirlerinin bestelenmesini sağlamıştır. İkilemeler, deyimler ve yerel söyleyişler onun şiir dilini zengin kılmaktadır.

Ülkü Tamer’in ilk dönem şiirlerinde İkinci Yeni özellikleri net bir şekilde görülmektedir. Alışılmamış bağdaştırmalar, bireysel konular, karamsar temalar ve yoğun imgeler… Şairin şiirlerinde sinema ve sinema tutkusu oldukça göze çarpmaktadır. “Çocukluğumdan beri sinemacı olmak istedim.” diyen şair, bu arzusunu imgelerinde de sıklıkla göstermektedir. Onun şiirlerindeki görsel yanın arkasında sinema tutkusu yatmaktadır. Bütün sanat dallarının birbiriyle ilişki içerisinde olması gerektiğini düşünen Tamer’in kendisi de sinemayla ilişki içine girmiştir. Çocukluk yıllarıyla alakalı çağrışımlara da şiirinde yer veren Tamer, o yıllarda izlediği filmlerin, gördüğü sinemaların ve oyuncuların etkisinde kalmıştır. Gözünde canlandırma alışkanlığını şiirlerine de aktarmıştır.

Artık yüzün

Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,

Uzun süredir yolcuların inmediği

Bir hanı andırıyor gözlerin.

Şiirde benzetmeler ve eğretilemeler ile imge kuran Ülkü Tamer, Bir Soyguncunun Yüzü şiirindeki bu dizelerle yaşlılığı; eskimiş, kimsenin gitmediği bir hana benzeterek vermiştir. Buradaki yolcusuz han imgesiyle ifade edilen hareketsizlik ve durağanlık, yalnızlığa ve yaşlılığa yapılmış bir göndermedir.

Şairin eğretilemelerle kurduğu imgelere örnek olarak Yenidoğan şiirindeki, “üstümüze keder çiseliyordu çünkü” dizesi verilebilir. Çiselemek yağmurun özelliğidir. Bu dizede çiselemek kedere verilmiştir ve böylelikle somut olan soyutlaştırılmış, yani eğretileme yapılmıştır.

Ülkü Tamer bazı şiirlerinde fiilleri soyut veya somut kelimelere uygulayarak imgeler kurmuştur. Bu tarz imgelerine örnek olarak, “Dün bazı ölümlere eğildin” dizesi verilebilir.

Ülkü Tamer’in şiirlerinde renkle kurulan imgeler de büyük yer tutmaktadır. Şair bazen gerçek anlamıyla kullandığı renkleri bazen de çağrışım yoluyla kullanmıştır. Şiirlerindeki görselliği renk imgeleriyle zenginleştiren şairin, “Bir kan yolu açıp kendini renkten renge boyayacak” dizesi renk imgesi kullanımına örnektir.

Soğuk bir tül örtüyorlar üstümüze

Sanki ölmek için beyaz bir uykusuzluk

Yukarıdaki dizelerde Ülkü Tamer; soğukluk, örtünmek ve ölümü birleştirdiği uykusuzluğu beyaz renkle kullanmıştır. Buradaki beyaz renk ölümün belirsizliğini simgelemektedir.

Ülkü Tamer’in şiirlerinde ise mizah önemli bir yere sahiptir. Onun şiirinde mizah renkli bir gülmece şeklinde verilmiştir. Ana kahramanın virgül olduğu Virgülün Başından Geçenler kitabı baştan sona şaşırtıcı ve eğlenceli şiirlerle doludur. Şairin kendi ismini koyarak, “burada Ülkü Tamer var,” dizesi ayrı bir örnektir. Noktayla bitmesi gereken dizenin virgülle bitmesi dahi mizaha işarettir. Şiirlerdeki özgür ve renkli tutum okuyucuyu da şiire ortak eder ve yüzünü gülümsetir.

Sana nişan takmadım ama gücenme virgül,

Çünkü bu şiirim virgülle bitecek,

Ülkü Tamer’in gülmece şiirlerinin yanında ciddi bir ironi de vardır kendini belli eden. Bu ironi bir eleştiridir. Eğitim sisteminin tekdüzeliğini, edebiyat dersinin eksik ve yanlış öğretildiğini bir bir eleştirir. Mizah ve ironi Ülkü Tamer için vazgeçilmezdir.

Ülkü Tamer’in şiirlerinde İkinci Yeni şiirinin özelliklerinden olan bireysellik göze çarpmaktadır. Bu bireysellik, modern hayatın bir dayatmasıdır. Tamer şiirlerinde modern hayatın şehirlere hapsettiği insanın kaçış yolu olarak doğayı seçmiştir. Doğaya olan ilgi ve modern kente olan yabancılaşma bakımından Ülkü Tamer ve Turgut Uyar birbirine benzemektedirler. Soğuk Otların Altında ve Gök Onları Yanıltmaz adlı kitaplarında tabiata sığınmayı ele alan şair, Virgülün Başından Geçenler adlı kitabında da modern yaşamın insanı ve toplumu mutsuz etmesini mizahi bir dille işlemiştir. Şairliğinin ilk döneminde bireysel olarak yola çıkan şair daha sonra topluma ulaşmayı da hedeflemiştir.

Şairin şiirlerinde öne çıkan temalar; aşk, doğa, çocukluk, cinsellik, ölüm, yalnızlık ve yabancılaşma temalarıdır. Ülkü Tamer aşkı ve sevgiyi hem tüm varlıklara hissedilen sevgi olarak hem de direkt insana duyulan bir sevgi olarak işlemiştir. Soğuk Otların Altında şiirinde, “Ben yalnız seni istedim belki” dizesi şairin sevgiliye duyulan sevgiyi belirten dizelerindendir.

Şairin şiirlerinde daima kendini belli eden bir çocuksu duyarlılık vardır. Çocukluğuyla alakalı çağrışımlara sıklıkla rastlanmaktadır. Çocukluk onun şiirlerinde bir kaçış değil, bizzat şiirinin içinde yer edinmiş büyük bir canlılıktır. Ülkü Tamer’in şiirlerine yansıyan çocukluğuyla olan ilişkisi 12 yaşında yaşadığı değişimin kendisinde yarattığı olumsuzluğa dayanmaktadır. 12 yaşında eğitim maksadıyla Gaziantep’ten İstanbul’a taşınmıştır. Bu değişim onu çok etkilemiştir. Ülkü Tamer’in ilk kitabı olan Soğuk Otların Altında’nın ilk bölümünde çocukluk ve yetişkinliğin çatışmasının yanında Turgut Uyar’da da görülen doğa ve kent çatışması da kendini göstermektedir. Bu kitabın ilk şiiri olan O Eski Bir Güvercindi şiiri, çocukluğun yitirilmesi üzerinedir. Bireyin çocukluğundan koparılması doğadan kente getirilmesiyle gösterilmektedir. Tamer’in çocukluk temalı şiirlerinde çocuk ve ölüm sıklıkla birlikte yer almıştır. Başlangıcın simgesi olan çocukla ölümün beraber kullanılması bir tezat oluşturmaktadır. Ürpertici dizelere sahip Ölümü Seçen Çocuklar’da bu tezatlık, çocuk yaşta ölen çocuklara ağıt şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Çocuğun yanında kadın, cinsellik, kaçış gibi temalar da ölümle beraber işlenmiştir Ülkü Tamer şiirlerinde. Bu yüzden ölüm teması şairin en çok kullandığı temalardan biridir.

Ülkü Tamer’in şiirlerinde cinsellik teması göze çarpan temalardandır. Fakat diğer İkinci Yeni şairlerinden farklı olarak Tamer cinselliği örtülü olarak ele almıştır. Daha çok kendi dünyasında kalan şair, cinselliği tensel arzulardan ziyade ölüm ve yalnızlık ile işlemiştir. Açıkça verdiği şiirleri de olsa genellikle cinselliği oldukça kapalı bir şekilde ele alan şair, insanın bu yöndeki isteklerini ve hislerini sözcüklerle gizlemiştir.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.