Turgut Uyar’ın Şiiri

İkinci Yeni hareketi, Türk şiirinde büyük yankı uyandırmıştır. Bu hareketin temsilcisi olan şairler, şiire getirdikleri yenilik ve düşünceyle günümüzde de etkilerini sürdürmektedir. İkinci Yeni şiirinin önemli temsilcilerinden Turgut Uyar da şiirlerini bu anlayış çerçevesinde şekillendirmiş ve geride bıraktığı imzayla isminden söz ettirmiştir.

Turgut Uyar şiire Nâzım Hikmet etkisinde toplumcu şiirler yazarak girmiş ve hece ölçüsünü kullanmıştır. Bu anlayışla iki şiir kitabı çıkarmıştır. Ancak kendi içinde girdiği çıkmaz ve peşi sıra gelen arayışın ardından İkinci Yeni anlayışını benimsemiş ve bu yolda en dikkat çekici şiirlerini yazmıştır. Turgut Uyar’a göre şiir çıkmazdadır ve bu çıkmaz şiirin gelişimi için önemli bir kaynaktır. O da toplumcu şiirlerle başladığı edebiyatta bir çıkmaza girerek kendi yolunu bulmuş ve sonrasında da üzerine koyarak bir Turgut Uyar şiiri oluşturmuştur.

Turgut Uyar şiir diline büyük önem vermektedir. Dile verdiği önemi, “Sanat yapmağa kalkan kişi ilkin dilini, dilinin taşıdığını bilmeli, sonra yargılara varmalıdır.” sözüyle göstermektedir. Turgut Uyar dilin imkanlarını genişletmiştir. Şairdeki Nâzım Hikmet etkisi şiir dilinde de kendini göstermektedir. Turgut Uyar şiir dilini düzyazıya yaklaştırmıştır. Dünyanın En Güzel Arabistanı adlı kitabında şairin uzun cümleleri dikkat çekmektedir. Düzyazıya yaklaştırdığı dili, bazı şiirlerde sıfatlarla zenginleştirilmiş roman cümleleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

“O kavurgan umut kesici güçlülük alıp alıp harcayamadığın

dağınık gizli izlenimlerin seni bilmediğin yönlere iteleyen

uğultulu kaynaşmaları”

Turgut Uyar’ın şiir dili yarı açık, yarı kapalıdır. Toplumsal konuları ele aldığı şiirleri genellikle açık, bireyi işlediği şiirlerinde de kapalı. Uyar’ın şiirlerinde eski Türkçe kelimelere rastlamak mümkündür. İlk iki kitabında halk söyleyişine ve ağız hususiyetlerine önem veren şair, daha sonrasında öz Türkçe kelime kullanımını arttırmıştır. Yazı dilinde pek kullanılmayan bu kelimeleri şiirine alması onun dile olan duyarlılığını göstermektedir. Turgut Uyar’ın Türkçe, Osmanlıca ve Batı dillerinden aldığı kelimelerin bazıları günlük hayatta da kullanılmayan kelimeler olabilmektedir. Bu kelimelere şiirlerinde yer vermesi ve beraberinde kullandığı yoğun imgeler onun şiirini yarı kapalı bir şiir yapmaktadır. Bunun yanı sıra Turgut Uyar diğer İkinci Yeni şairleri kadar -özellikle Cemal Süreya ve Ece Ayhan- dile müdahale etmemiştir.

İlk yıllarında memleketçi anlayışla yazdığı şiirlerini halk şiirinin biçim özellikleriyle buluşturan Turgut Uyar’ın İkinci Yeni’ye geçmesi 1959 yılında çıkardığı Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabıyla olmuştur. Şairin bu kitabında imgelerin zenginliği öne çıkmaktadır. Ayrıca şiirlerin dizelerinin uzun olması da dikkat çekmektedir. Turgut Uyar’ın şiirlerinde imge vurucu bir noktadır. Şairin şiirlerinde alışılmamış bağdaştırmalar görülmektedir. Bunun yanında duyu ve çağrışım zenginliği de vardır. Şiiri için kafasında kurduğu konuyu kelime oyunlarıyla ya da imgelerle anlatmaktansa olduğu gibi, normal bir cümle olarak yazar. Ardından bomba bir imge bırakır ve o düz görünen cümleyi gizemli bir şekilde şiirleştirir. Şair böylelikle sıradan olana kendi duygu ve düşüncesini ekleyerek bir yeniliğin estetik hazzını okuyucuya sunar.

Turgut Uyar’ın en meşhur şiirlerinden biri olan Geyikli Gece’nin ilk iki dizesine bakıldığında, İkinci Yeni etkisinde olsa da toplumsal sorunları şiirine yansıttığı ve farklı imgelerle zengin kıldığı görülmektedir:

Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta

Her şey naylondandı o kadar

Şair burada, hiçbir şey yokken duyulan bir korkudan bahsetmektedir. Aslında korkulacak bir şey yoktur ancak buna rağmen bir sıkıntıdan hakimdir. Korkulacak bir şeyin olmamasına rağmen hissedilen bu sıkıntı, derinlerden gelen bir endişedir. O endişeyi naylon ile vermiştir şair. Naylon, Amerikan mutfağının Türk mutfağına girmesine ve hatta Türk mutfağını zapt etmesine, doğal ve sağlıklı olan şeylerin önüne geçmesine yapılan bir göndermedir. Bu ifade yapaylığı temsil etmektedir. Turgut Uyar doğa aşığı bir insandır. Onun şiirlerinde doğaya olan sevgisini görmek mümkündür. İyi vahşi olarak nitelendirilebilir Turgut Uyar. Doğadan yanadır ancak kentte yaşıyordur. Doğanın saflığını ve temizliğini sevdiği için doğanın dışında olan şeylere karşıdır. Buradaki naylon da onun bu eleştirisini simgelemektedir.

Turgut Uyar’ın şiirlerinde duyuların birbirine karıştırılarak yapıldığı imgeler de yoğunlukla karşımıza çıkmaktadır.

uzakta bir yerde yakılan bir lambanın

ellerime dolanırdı kokusu, ışığı

Şair lambanın kokusunun ve ışığının ellere dolanması imgesinde duyuları birbirine karıştırmıştır. Yani görme, koklama ve dokunma duyuları birbirine karıştırılmıştır. Bu tarz imgelere şairin, “Odamıza bir soğuk aydınlık dolmuş” dizesiyle, “Ellerimde kolumda senin seslerin var” dizesi de örnek gösterilebilir.

Turgut Uyar, şiirlerinde ironi ve mizaha sıklıkla yer vermiştir. Diğer İkinci Yeni şairlerinde pek görünmeyen bu durum, Uyar’da görülmektedir. Turgut Uyar hüzünden kaçmak için öfke ve mizahın gerekli olduğunu düşünmektedir. Şiirde mizahın doğallık içinde olması gerektiğini ve bunun için bir çaba gösterilmemesi gerektiğini savunan Turgut Uyar için Tomris Uyar, “Şiirimizde eşine çok az rastlanan şakacı bilgelerdendir.” demiştir. İroni ve mizah Turgut Uyar’ın ilk şiirlerinden beri kendini göstermektedir. Mersiye adlı şiirinde Hüsnü Efendi’nin yaşamını mizahi bir dille anlatmıştır. Turgut Uyar, İkinci Yeni şairi olmasına rağmen mizahtan ve ironik ifadeler kullanmaktan geri durmamıştır. Bu ifadeler genellikle eleştiri yapma isteğinden doğmaktadır. Mizahi ifadeler çelişik durumlarla birlikte verilmiştir.

Turgut Uyar, şiirlerinde tek bir bireyden yola çıkarak evrensel insan duyuşuna yaklaşmaktadır. Toplumu önemsese de asıl altının çizilmesi gerekenin birey olduğunu düşünmektedir. Toplumun asli parçası olarak bireyi gören Uyar, toplumun sorunlarının çözülmesi için önce bireyin sorunlarının çözülmesi gerektiği kanısındadır. Bundan dolayı da toplumun geri kalan kısmını bireyin dünyasını anlamaya çağırmaktadır. Turgut Uyar’ın şiirlerinde toplumsal konuların ağırlıklı olarak kendini göstermesi Tütünler Islak ile olmuştur. Bireyin yalnızlığı ve topluma yabancılaşmasını yansıtan şairin toplumculuğu bireyi dışlamayan, bireyi toplumla beraber ele alan bir toplumculuktur. Her Pazartesi adlı kitabında bu eğilimleri daha da keskin bir hal almıştır. 68 kuşağının çıkışı onu etkilemiştir. Toplumsal konulara olan duyarlılığı buradaki şiirlerinde daha belirgindir.

İkinci Yeni şiiri toplumdan uzak olmakla suçlanmış ve sadece bireyi ele aldığı içi yadırganmıştır. Turgut Uyar da bu suçlamalardan ve eleştirilerden payına düşeni almış bir şairdir. 1974 yılındaki Toplandılar kitabı adeta üzerindeki bu etiketleri yok etme isteği üzerine yazılmışçasına toplumcu bir kitaptır.

Turgut Uyar’ın genellikle işlediği temalar; cinsellik, yalnızlık, insanın doğası ve varoluş gibi gösterilebilir. Turgut Uyar’ın yaşamı şiirlerinde yer tutmaktadır. Zaten Turgut Uyar yazılarında kendisi de şiir ve yaşamın iç içe olduğunu söylemektedir. Şiirinin yaşamından izler taşıdığını kanıtlar nitelikte bir örnek, Sonsuz Girişim şiirinden şu dizeler olabilir:

Herkes nasıl durmuşsa öyle söyler

Ben de nasıl durdumsa öyle söyledim

Şiirlerinde karakterler yaratmayı seven bir şair olan Turgut Uyar, Akçaburgazlı Yekta karakterinin hikâyesini pek çok şiirinde işlemiştir. Yaşamın içinden seçilmiş bir karakter olan Akçaburgazlı Yekta, şairin yaşamla şiir arasında tuttuğu bir ayna gibidir. Sever, sevilir, pişman olur, vicdan azabı çeker. Gerçek bir karakter olarak karşımıza çıkar.

Turgut Uyar’ın şiirlerinde doğa ve kent çatışması önemli bir yere sahiptir. İyi vahşi olarak adlandırılan kavram, Uyar’ın doğaya bakışıyla paralellik göstermektedir. Kentte yaşayan ama doğaya özlem duyan biridir Turgut Uyar ve şiirlerinde de bu durum açıkça görülmektedir. Tersten bakıldığında Turgut Uyar, şehre düşmüş bir vahşidir. Doğanın saflığını, el değmemişliğini sevmektedir. Şehir onu ürkütmektedir. İlk şiirleri kent yaşamıyla ilgilidir. Şairin çocukluk ve gençlik yılları şehirde geçmiştir. Ancak altı yıllık bir taşra geçmişi bulunmaktadır. Bunun ardından şehre döndüğünde şehir, bıraktığından çok farklıdır.

“Birdenbire kentleşen dünya, birdenbire karşılaştığım neon lambaları, büyük oteller, birtakım yeni gelişmeleri haber veren durumlar beni artık Orhan Veli şiiri yazmakla kurtaramıyordu.”

Bu durum onun şiirinde değişime gitmesini tetikleyen etkenlerden biri olmuştur. Karşılaştığı kent çok farklıdır ve Uyar bu durumdan memnun değildir. İkinci Yeni etkisiyle yazmaya başladığı şiirlerinde sevimsiz kent portresi daima kendini hissettirecektir. Geyikli Gece şiirinde naylon ifadesiyle eleştirdiği yapaylık, kentin geneline yayılmış durumdadır. Korkulacak bir şeyin olmadığını söyleyerek şiire başlayan şair, naylon ifadesinin ardından, “Ve ölünce beş on birden ölüyorduk güneşe karşı.” dizesiyle trajik bir durumu ironik bir şekilde dile getirilir. Korkulacak bir şey yokken insanların beş on birden ölmesi ironik bir yaklaşım olmuştur. Şair doğa ve kent temasını, modernliğin ve teknolojinin desteklediği yaşantıyı rahatlık adına insana sunulmasını eleştirerek kullanmıştır. Şairin buradaki amacı, yozlaşmış ve anlamsızlaşmış yaşamı gözler önüne sermektir. Şairin modernleşen kent yaşantısına ayak uyduramaması yalnızlık ve yabancılaşma temalarını kullanmasının da önünü açmıştır.

Turgut Uyar’ın şiirlerinde en çok kullandığı temalar arasında aşk, kadın ve cinsellik temaları da yer almaktadır. Uyar ideal aşkı, sevgi ile cinselliğin dengesine ve uyumuna dayandırmaktadır. Bu düşüncesini şu dizeleriyle de pekiştirmektedir:

Sevmek bir bütün nereden baksan

Ne ayıp ne günah ne uygunsuz

Kolların da ağzın da yüreğe katılması

Bu bütünlük içinde erkek de kadın da birbiri için olmazsa olmazdır. Şair cinselliği bir sığınma alanı olarak görmektedir. Cinsellik Turgut Uyar şiirinde iki farklı şekliyle karşımıza çıkmaktadır. Biri sevgiyle cinselliğin birlikteliğidir. Diğer şekli de üzüntü ve bunalımın yoğun olduğu bir dönemde cinselliğin daha davetkâr bir hale bürünerek sığınma talebi olmasıdır. Şair cinsel ifadelerin çoğunluğunu imgeler kullanarak gerçekleştirmiştir.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.