Turgut Uyar ve Edip Cansever

Aynı İpin İki Cambazı: Turgut Uyar ve Edip Cansever

Orhan Veli’nin 1950 yılındaki beklenmedik vefatından sonra Türk şiiri yaklaşık on yıl sürecek olan bir karmaşa dönemi içine girdi. Orhan Veli şiirinin taklitlerinin çokça bulunduğu bu on yıllık dönemin ardından birbirinden habersiz beş şair yeni bir anlayışla sahnede boy gösterdiler. Bu şairlerden Edip Cansever ve Turgut Uyar yaşamları ve şiir anlayışlarıyla birbirlerine yakın oldukları kadar da birbirlerinden uzaktırlar.

Edip Cansever zengin bir ailede dünyaya gelir. Bu zenginliği edebiyat çevrelerinde bir hayli yadırganmasına yol açmasıyla beraber onu ekmek kavgasından uzakta tutmuştur. Bir antikacı dükkânının başına geçen şairin, evliliğini çok erken yaşta yaptığı bilinmektedir. Edip Cansever gibi çok erken yaşta evlilik yapan başka bir şair ise Turgut Uyar’dır. Turgut Uyar Edip Cansever’in aksine fakir bir ailede dünyaya gelmiştir.

Askeri okula devam ederken evlenen Turgut Uyar’ın mezun olmasının ardından ilk görev yeri Ardahan ili olur. İkinci görev yeri ise Samsun ilidir. Bu sebepten olmalı ki, şairin ilk iki şiir kitabı Arz-ı Hal ve Türkiyem toplumcu ve memleketçi şiirler ile dolu olurken şairin toplumsal yönü ağır basmaktadır. Bu iki şehirden sonra Turgut Uyar’ın Ankara’ya taşınması, onun büyük şehir ve kent yaşamıyla karşı karşıya kalmasına neden olacaktır. Bu karşılaşmanın yarattığı etki onda yeni bir şiir anlayışı ortaya çıkaracaktır.[1]

İlk şiirlerinde, toplumculuk kadar içinde bulunduğu dönem nedeniyle Turgut Uyar’da Orhan Veli’nin etkisi de görülmektedir. Zaten Uyar, Orhan Veli gibi “Ustamız Acemilik”, “Korkak Ustalık” “Kusurlu Şiir” anlayışını benimsediğini söylemiş ve bu düşüncesiyle şiirlerini yazmıştır.

Orhan Veli etkisi görülen başka bir şair ise Edip Cansever’dir. Orhan Veli şiirlerinin başkahramanı olan avare insan tipi görülür Edip Cansever’in ilk şiirlerinde. Turgut Uyar’a kıyasla toplumcu yönü ağır basmayan, toplumcu duyarlılıkla yazmayan, -Sonrası Kalır şiir kitabında sosyal konular yer verdiği görülür. Dönemin şartları ve yaşanılan olaylar bunda etkili olmuştur.- şair Cansever gözlem yeteneği ve nesneleri algılayış biçimiyle, Tanpınar’ın önerisiyle, resimle ilgilenir ve gözlem yeteneğini üst seviyeye çıkarırken şiirlerinin temeline eşyayı, nesneyi oturtur.

Yerçekimli Karanfil kitabıyla yeni şiir anlayışını yansıtan Cansever; görme, seyretme duyusundan yararlanarak roman, öykü özellikle tiyatro oyunu gibi şiirler yazdı. Eski tiyatro türü olan tragedyayı şiir kitabı ismi yapan şair, şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. O, mısracı şiire karşıdır. Uzun şiirler yazar. Cansever gibi Turgut Uyar da şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır. Nazım Hikmet’in etkisi vardır Uyar’ın yaklaştırmasında.

Görüldüğü gibi iki şair de dize işçiliğini umursamaz, şiiri bir bütün kabul ederler. Yani onların şiirinin birimi şiirdir. Turgut Uyar’da önemli olan anlatı’dır. Uyar’ın şiirlerindeki teknik imgelemenin lirizm havasının ve öyküleme tekniğinin birleştirmesinden doğmaktadır. 

Bazı şiirlerinde bilinçaltına yönelen Edip Cansever; cinsellik, bireyin toplum içindeki sıkıntısı, eşyanın insan üzerindeki etkisini ve en çok da yalnızlık konusunu şiirlerine tema olarak seçmiştir. Şiirlerinde alışılmamış bağdaştırmalar kurmanın yanında az da olsa dile müdahale de bulunmuştur. Turgut Uyar dilin sınırlarını genişletse de neredeyse hiç dile müdahale etmemiştir. Tek bir bireyden yola çıkıp evrensel insana ulaşma yönüyle toplumcularda ayılan Turgut Uyar’ın şiirlerinde en çok işlediği temalar ise sıkıntı, mutsuzluk, insanın yalnızlığı, sessizliği, anlaşılamaması ve varlık problemidir. Varlık problemini işlemesiyle “varoluş akımı” hissedilmekle birlikte varoluşçulara çok yanaşmamıştır Uyar.  Edip Cansever’de ise varoluşçuluk ve nihilizm görüşü ve etkisi mevcuttur. Bu etkinin izleri ise “Ben Ruhi Bey Nasılım” adlı şiir kitabında en belirgin ve en yoğun şekilde görülür. 

Edip Cansever’in ustalık dönemi şiirlerinin neredeyse tamamında, derinden derine bir varoluş sorgusu yürüttüğü söylenebilir. Bir anlam arar, bir gerekçe arar insanın dünyada bulunuşuna sürekli olarak. Adeta insan dünyaya fırlatılmış, bu dünyada da kendi yerini bir türlü bulamamış garip bir canlı olarak sürdürmektedir yaşamı. Bu dünyada geçirilecek zaman bütünüyle sıkıntıyla doludur; sıkıntı, sıkılmışlık, yalnızlığı aşan bir yapayalnızlık insanın yazgısıdır. İstediği kadar haz alsın, istediği kadar küçük heyecanlar veren serüvenler yaşasın, istediği kadar renkli içkiler içsin bu sıkıntı bitmeyecek, bu yazgı değişmeyecektir.[2]

Edip Cansever’in bu anlayışını yansıtan en önemli şiirlerinden birisinin Çağrılmayan Yakup şiir olduğu bilinmektedir. Şiirin kahramanı Yakup çevresine, topluma yabancılaşması en yüksek seviyeyi bulmuştur. Bu nedenle Yakup’un gözlerinde, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, kendisinden başkasını önemsemeyen toplumun her ferdi açgözlü bir kurbağa olarak karşımıza çıkar.

Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup

Bunu kendine üç kere söyledi

Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar

O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım

Ben, yani Yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli

Daha hiç çağrılmadım

Biri olsun “Yakup!” diye seslenmedi hiç

Yakup!

Diye seslenmedi ki, dönüp ardıma bakayım

(…)

Kurbağalara bakmaktan geliyorum

Dedi Yakup, bunu kendine üç kere söyledi

Telaşlı, açgözlü kurbağalara

Bakmaktan geliyorum.[3]

Turgut Uyar oluşturduğu yeni şiirinin, yani ikinci yeni şiirinin, ilk ürünlerini Dünyanın En Güzel Arabistanı eserinde bizlere sunmuştur. Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabında bireyin iç dünyasına yönelmiş onun yalnızlığını anlatmıştır şair. Toplumcu yönünü devam ettiğini gözlemlediğimiz Uyar, ilk şiirlerinde kullandığı hece veznini bir kenara bırakmış ve bu şiir kitabında uzun dizelerle kurmuş, çoğaltmalar, tekrarlamalar yapmış, zengin imgelerini yeni anlatı teknikleriyle birleştirmiş ve biçimde yenilikler yapmıştır. Üstün bir somutlama yeteneğine sahip olan Edip Cansever de biçimde oldukça değişiklik yapmış, biçimle konuyu bütünleştirerek konuyu biçimle de uyumlu hale getirerek anlatmak istediği konuyu biçim üzerinden anlatmaya çalışmıştır.

Oteller Kenti kitabı Tragedyalar’da, Ben Ruhi Bey Nasılım’da veya Bezik Oynayan Kadınlar’da kullanılan biçim ve biçem özellikleriyle oluşturulmuştur. İç konuşmalar, diyaloglar, monolojik ifadeler bu kitaptaki parçaları anlatısal bütünlüğe taşır. Kent çevresi iyice daraltılmış, otellere indirgenmiş, kapalı mekânlara sığdırılmış, böylece insanın yalnızlığı, iletişimsizliği, kapatılmışlığı, hatta kıstırılmışlığı duyumsatılmak istenmiştir. Otellerin yüzme havuzları kızıl yaprakların altında ve şimdinin dip sularında saklanmıştır, asansörler tabuta dönüşmüş, yemek salonları belirsiz gölgelerin gezinti alanı olmuş, “bir kadın bir pencerede yalnızken” sonbahar yağmurları anlamını yitirmiştir.” Anlatım açısından bakıldığında Tragedyalar, Ben Ruhi Bey Nasılım ve Bezik Oynayan Kadınlar’daki gerilimli söyleyişin Oteller Kenti’nde kaybolduğu söylenebilir.[4]

Edip Cansever’in şiirlerindeki nesnelleştirme özelliği anlatılanı, hatta kimi zaman anlatım biçemiyle de, kendimizin kılmanın yolunu açar. Biz de o hayatın, o anlatılanın içindeyizdir, şiir-özneleriyle veya şair-özneyle birlikte soluk alıp veririz adeta.[5]

Kentleşme ve kent insanındaki yabancılaşma, insanın kendi benliğinden uzaklaşması, kadın ile cinsellik temaları her iki şairin şiirlerinde rastlanmaktadır. Fakat bir tema var ki her iki şair için de o tema şiirlerinin vazgeçilmez bir öğesidir: Yalnızlık.

Toplumsal duyarlılıkla şiirlerini kaleme alan Uyar’ın, bireyin içindeki yalnızlığını ve bu yalnızlıktan evrensel insanın yalnızlığına doğru yol aldığını görürüz. Yalnızlık temasının modern insan/kent insanının yalnızlığı konusu öne çıkmaktadır Turgut Uyar’da.

Modernleşen ve makineleşen dünyada insan yalnızlaşmasını ve modern dünyasının insanda yarattığı bunalımı ele almıştır şiirlerinde Edip Cansever.  Onun kalemindeki insan hep yalnız, sürekli sıkıntı içinde olan topluma yabancılaşmış çaresiz insan tipidir.

Görülüyor ki yalnızlık konusu iki şairin de ortak ve üzerine şiirlerini inşa ettikleri bir konudur. Bu yalnızlık iki şairin de toplumdan koptuğunu, uzaklaştığını düşündürmesin. Çünkü iki şairin işlediği bireyin yalnızlığı konusu, toplum yaşamında görülen bir durumdur. Zaten günümüzdeki modern yaşamın en büyük problemi bu değil mi? Şairler ileride yaşanacak bu durumu yaşadıkları zamandan görmüşlerdir.

Şiirlerindeki bireyi toplum içindeki yabancılaşmasıyla veren Turgut Uyar,  Her Pazartesi eseriyle toplumsal yönelimi daha da ileri taşımıştır. Bireyin yalnızlığını ve çıkmazlığını anlatan Uyar, dönemindeki işçi hareketleri ve 68 kuşağının çıkış aşamalarının etkilerini gösterir bu kitabında. Çünkü düşlediği dünyaya bu hareketler ile kavuşabileceğine inanmıştır şair.[6]

Toplumdaki sorunlar ve sıkıntıları dile getiren Turgut Uyar  “bireyin sorunları çözülmeden toplum sorunları da çözülmez.” düşüncesini benimsemiştir. Bu düşüncesine karşın Uyar, sonraki kitaplarında dilde açıklığı ve sadeliği benimsememiştir.

Kitapları ve şiirleri üzerine ayrı ayrı veya toplu olarak birtakım değerlendirmelerde bulunulsa bile Edip Cansever’in şiirlerini tam olarak çözümleyip açıklamak kolay değildir. Kendi kuşağından iki şairin, Turgut Uyar’la Ece Ayhan’ın tam ortasına düşer bu yönüyle. Şiirinin yer yer yarı-açıklığıyla Turgut Uyar’a, yer yer tamamen kapalı oluşuyla da Ece Ayhan’a yakın durmaktadır ve galiba Turgut Uyar’a biraz daha yakın.[7]

Edip Cansever, Günümüzde Kitaplar dergisinin on üçüncü sayısındaki yazısında Turgut Uyar’ın şiirine yorum getirir: Tek tek dizelere değil de, bir dizeler çokluğuna, hemen hemen bir dizeler kitlesine yerleştirir şiirsel tadı, şiirsel yükü. / Sözcükleri, sözdizimlerini, kısacası her türlü biçimsel görünüşü geri planda bıraktıran bir yaşam yoğunluğu, dünyasal bir denge, evrensel bir birikim vardır onun şiirlerinde. Kimi zaman nesneleri sıralayarak kemiksi bir fon yaratırsa da, bunu, giderek soluk aldırıcı, yumuşak bir atmosfere dönüştürmesini bilir. Ardından da o her zamanki alaşım becerisiyle, insanı tam insan olduğu noktada yakalar ve nesne-insan birlikteliğini yaşamla örtüştürüverir.[8]

Edip Cansever’in, Turgut Uyar’ın şiiri için söyledikleri kendi şiiri için de geçerlidir. Çünkü Edip Cansever de dize işçiliğini önemsemeyip şiiri bütün olarak alır. Edip Cansever’de de gözlemlenir o “sözcükleri, sözdizimlerini, kısacası her türlü biçimsel görünüşü geri planda bıraktıran bir yaşam yoğunluğu” tavrı. Bu durum Edip Cansever’de nesne-insan ilişkisi üzerinden verilir.

Bireyin yalnızlığı, umutsuzluk, kaçış temalarını işlemekle birlikte Edip Cansever’in Tragedyalar şiir kitabında şiir görüşünde değişikliğe gittiği, İkinci Yeni şiirinin şiirsel estetiğini bıraktığı görülür. Bu şiir kitabında yabancılaşmanın çeşitli aşamalarını göstermiştir,  insanın yabancılaşmasının trajedisini anlatması bu kitabının “öykü-şiir” anlatımına kavuşmasını sağlamıştır.

Edip Cansever, Tragedyalar şiir kitabında Eski Yunan’da klasik bir tür olan Tragedya’yı modern şiir uyarlamış ve kullanmıştır. Klasik yapı üzerinde bir deney yapmıştır. Turgut Uyar da başka bir deneyi yapmıştır. Divan şiir kitabında Divan şiirinin türlerini günümüz şiiri içeriğiyle birleştirmiştir. Fakat tepki çekmesi, eleştirilere maruz kalması dolayısıyla bu deneyi bir kitabıyla sınırlı tutmuştur.

Turgut Uyar’ın şiir dilinin Kayayı Delen İncir ile biraz sadeliğe kavuştuğunu ve yalın bir dil kullandığını görürüz. Tütünler Islak eserinde “mesaj verme” amacı güden Uyar, bu kitabıyla ikici yeni şirinden uzaklaşmıştır ve Her Pazartesi eseriyle de toplumcu tutumunun devam ettiğini göstermiştir.

Edip Cansever’in şiirlerinin temel taşlarından birinin  “nesne” olduğunu biliyoruz. Turgut Uyar’ın şiirlerinde ise “renk” motifini görmekteyiz. Bu renkler, siyah ve beyaz renkleridir. Uyar’da renk olarak siyahın sembolik anlamı “yoksulluk, kaçış, erotizm, yalnızlık ve ölüm” gibi kelimeleri karşılar. Uyar ya karanlıktan, siyahtan, kurtulmalıdır veya o karanlıkla bütünleşerek sonsuzluğa uluşmalıdır. Bir şiirinde Turgut Uyar;

Gerçi şimdi çağımız değilse de Elagözlüm,

Bu bir tecelli ki nasıl diyeyim.

Bir gün bir kara gölge görürsen gözlerimde

Akşamsa beni uyut (Ölüme Dair Konuşmalar, s.26)[9]

Turgut Uyar ölümü kötü bir tecelli olarak görmektedir. Bu şiirde Uyar ölümü somutlaştırmak, daha gerçekçi bir şekilde anlatmak için “akşam” ve “kara gölge” kelimelerine sembolik değer yükler. İnsan gözündeki kara gölge ifadesi insandaki yaşam ışığının yok olduğunu sezdirir. Ölüm o ışığı almıştır. Bu durum siyah rengin anlatım gücüyle sağlanır. Şiirde Uyar, karanlık gölgeden korkmakta ve ondan uyuma eylemiyle kaçmaya çalışır. Uyku yarı ölümdür. Burada Uyar karanlıkla bütünleşmek istemektedir.

Turgut Uyar şiirindeki beyaz rengi alışagelmiş kullanımlarla kullanmaz. Uyar’ın şiirlerindeki beyaz “üzüntü, mutsuzluk, yalnızlık” anlamlar taşır ve onları sembolize eder:

Gözlerimde bir yağmurlu gün başlar;

Vakit ikindidir

Eyüp sırtlarında

Bulutlar vardır, pembeden, beyazdan

Mevsim sonbahardır, sessiz ve taze (Bitmemiş Şiirler VIII, s.105)[10]

İlkyaz Şikâyetçileri şiir kitabında Edip Cansever’in çakış temasına yoğunlaştığı görülmekte ve Edip Cansever’in kaçışı izlenmekte. Turgut Uyar’ın birçok şiirinde kuşatılmışlık temi vardır. Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabındaki bir şirin adı da olan kuşatılmışlık, her yönden kuşatılmışlık, olarak karşımıza çıkar.[11] Bu kuşatılmışlık temi karşımıza kaçış temini çıkartır. Kaçış temi Turgut Uyar’da o kadar ağır basar ki sonunda yarattığı bir ütopyaya kaçmakta bulur kendini. Kaçış için kurduğu sığınma dünyasını Geyikli Gece ile bize verir Uyar. Geyikli Gece’de karşılaştığımız ütopyası ve ona kaçma isteği Göğe Bakma Durağı şiirinde doruk noktasına ulaşır:

Dönmeyeceğimiz bir yer eğen başka türlüsü güç[12]

Uyar, şehirden insandan kaçıp Geyikli Gece’ye yani modern yaşamın zıttı olan dünyaya tabiata kaçma arzusundadır.

Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı

Ama geyikli geceyi bulmadan önce

Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.

Geyikli geceyi hep bilmelisiniz

Yeşil ve yabani uzak ormanlarda

Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan

Hepimizi vakitten kurtaracak[13]

Artık sadece insanın çevresinin değil, insanların da makineleştiği modern dünyada yaşanamayacağını anlayan Uyar,  modern insanın kuşatılmışlığı ve bu kuşatılmışlığından kaçamayışını bir ütopyaya kaçarak gösterir. İnsan Geyikli Gece’ye ulaşmadan korkularının esiridir. Zaman parçalanmış ve yetersizdir kentte. Hayali bir dünya çizilmiştir Geyikli Gece’de. Geyikli Geceyi bulmadan bu kuşatılmışlıktan çıkamayan insan hayallerine sığınır çünkü. Modern insanın kaçış arzusunu ve doğaya sığınma, doğal ile arınma düşünü çok güzel işlemiştir Turgut Uyar. “Bizse emekli olana kadar bekleyeceğiz.”

Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın edebiyat tarihini bilmedikleri, yazdıkları yazılarda getirdikleri eleştiriler ve yorumlarla anlaşılmaktadır. Bu durum iki şairin kötü şiirler yazdığı veya basit şairler olduğu anlamına gelmez.  İki şair de Türk şiirinin son yükselişini gerçekleştirdiği ikinci yeni akımının en önemli şairleri olmasının yanında günümüzde yetişen genç şairlerin örnek aldığı ve öykündüğü şairler arasında yerlerini almışlardır.

Eyüp Saka


[1]Bk. Bir röportajında; “Ben kendi adıma, bir subay olarak Terme’den Ankara’ya geldiğimde büyük bir sarsıntı geçirdim, bir hesaplaşmaya girme gereğini duydum…” demiştir.

[2]Bâki Asiltürk, Hiçbir Yere Çağrılmayan: Edip Cansever Notu, s. 6

[3]Bâki Asiltürk, Hiçbir Yere Çağrılmayan: Edip Cansever Notu, s. 6

[4]Bâki Asiltürk, Hiçbir Yere Çağrılmayan: Edip Cansever Notu, s. 9

[5]Bâki Asiltürk, Hiçbir Yere Çağrılmayan: Edip Cansever Notu, s. 8

[6] İkinci Yeni Şiiri Dersi ders notları

[7]Bâki Asiltürk, “Hiç Kimselerin İlgilenmediği Bazı Olayların Tarihçisi” Olarak Edip Cansever notu, s.3

[8]Edip Cansever, “Turgut Uyar”, Günümüzde Kitaplar, sayı: 13, Ocak 1995, s. 8

[9]Fatih Arslan, Doğurgan Renkler İkileminde Turgut Uyar Okuma Biçimleri / İlk Tercih: Siyah ve Beyaz, İdil Dergisi, 2016, Cilt 5, Sayı 25, s. 1353

[10]Fatih Arslan, Doğurgan Renkler İkileminde Turgut Uyar Okuma Biçimleri / İlk Tercih: Siyah ve Beyaz, İdil Dergisi, 2016, Cilt 5, Sayı 25, s. 1359

[11]Bk. Turgut Uyar, “Büyük ev Ablukada” adlı şiiri, Büyük Saat, s. 188

[12]Turgut Uyar, Büyük Saat, s.135

[13]Turgut Uyar, Büyük Saat, s.113

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.