Günün Sonunda | 8.Gün

8.Gün

03.03.2021

Sevgili Günlük!

Bugün de başka şeylere sinirlendim. Pandemi başladığından beri bir kitapçıdan kitap almadım. Eskiden daha uygun diye tercih ettiğim dijital mağazalar artık bir zorunluluk haline geldi. Kabul etmeliyim ki bu çok daha kolay. Kitaplarla yaşıyorum ve günümün bir bölümünü yeni kitaplar keşfetmeye ayırıyorum. Kitaplara bakmak, onları incelemek ve yeni listeler hazırlamak çok keyifli ama rafları gezmeyi, dokunmayı ve orasını burasını okumayı özlediğim de bir gerçek.

En çok kitap fuarlarını özledim Sevgili Günlük! Her yıl özellikle de TÜYAP Fuarı bir bayram coşkusu gibiydi benim için. Bir dönem harçlığımı daha sonra da paramı bazen tek seferde bazen de birkaç kerede harcadığım o kitap fuarlarını çok özlüyorum şu sıralar.

Bugün ağabeyimin bazı eksiklerini görmek adına dışarı çıktığımızda uzun zaman sonra bir kitapçıya girme fırsatı buldum. Yabancılık çektim. Gözüm çok alışmış bir gece yarısı fotoğraflardan ibaret olan kitaplara bakmaya. Ancak asıl yabancılaştığım, kitapların fiyatıydı. Gözüm internetteki indirimli fiyatlara da alıştığından, saf fiyatlarından uzaklaşmışım. Bir gün oturup uzun uzun konuşmak istiyorum yayınevlerinin yetkilileriyle. Tutunamayanlar’ın 60, Çalıkuşu’nunsa 56 TL olmasını kendi kendime anlamlandıramıyorum çünkü. “Her güzel şeyin bir bedeli var.” mı diyecekler? Okumadan göz korkutup insan kaçırtmanın da bir vebali var derim, bende laf mı biter? Ayrıca 15 TL de bir bedel.

Daha sonra da birbirine yakın birkaç sahafa girdim. Yitip giden sahaflığa bir veda da ben ettim. Sahaflar küçüklüğümde bir kitabı uyguna alabileceğin ve bunun yanında değerli kitapları bulabileceğin bir yer olarak kazınmıştı kafama ama kazık atmamanın salaklık sayıldığı yeni dünyada sahaflar da safların peşine düşmüştü. Çok acımasızlardı. Piyasada bulunmayan bir kitap eğer ellerindeyse küçük dağların yaratılışında hak iddia edebilecek güçtelerdi. Benden sonra içeri giren birinin daha önce duymadığım bir kitap serisini sorduktan sonra aldığı astronomik yanıt beni şok etmişti. Bu ülkede kitaba verilmesi gereken değer bu değildi.

Kitap okuyan bir millet değiliz, kendimizi kandırmanın alemi yok. Fuar zamanları kendini E-5’e atanların da bir samimiyeti yok maalesef. Ancak daha fenası okuyucusu olabilecek kitapların okuyucuları olmadığı için piyasadan silinmesi. Bu haksızlık. Bu okumak isteyenlere büyük bir haksızlık. Bu devirde bir kitapseverin sahafa mecbur bırakılması ise gaddarlık.

Bir şey fark ettim dolaştığım o üç dükkânda. Memleketimdeki sahaflara bir üst üste yığılmış kitaplar, bir de sahafın kendisi sığmakta. Ne de özeniyorum bir sahafa girip rahatça dolaşıp kitaplara bakmaya ama yapamıyorum. Sadece kapısından girip aradığımı sorup ayaklarımı vura vura kaçıyorum.

Günün sonunda bir hayalim olduğunu hatırladım Sevgili Günlük! Yıllar önceye ait olan ve bugün yeniden canlanan. Adına ister emeklilik planı de, ister tatlı bir heves. Ne iş yaparsam yapayım ileride, ilk fırsatta bir kitapçı açacağım. Herkesin içine girip rahatça kitaplara bakabileceği ve dolandırılmadan çıkabileceği bir kitapçı. İsmi yıllar önce yazdığım bir romanda saklı.

Servet Eren

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.