Ondan Geriye

Bir yıl daha bitti. Tabii ondan geriye saymakla bitiyorsa. Alışılagelmişin dışında bir yıldı. Çok az şaka yapıldı. Gülmekten ağlamak şöyle dursun, ağlanacak hale gülmekten öte gidilemedi. Mütevazı yaşamların inşa edildiği, hayaller aleminin kapısının kilitlendiği, herkesin tek bir dünyada yaşayabildiği bir yıldı. Özümüze döndük, aileyi hatırladık gibi güzellemelerin yapılacağı bir yıl kesinlikle değildi.

Varyemez olanların açtığı yaradan gocunanlar olarak varyiyemez oluverdik. Hesabımıza yatan parayı bir günde tüketirken, haftalarca biriktirecek seviyeye geldik. Âşık olmuştuk, kavuşmuştuk da ama mesafeler girmişti aramıza. İçimiz gidiyordu ama yanına gidemiyorduk, hayatımızın en ciddi kararlarından birini alarak gidebilsek bile yaklaşamıyorduk.

Tek bir film yahut belgesel izlemeden, “Eskiden Türkiye ne kadar güzelmiş!” diyenlerin içi boş hayallerinin içindeydik. Dolu hastaneler, anlayışsız yetkililer, namussuz işletmeler ve o gün olduğu gibi bugün de gariban olan halk… Öyle bir yıldı ki; canımızı korusun diye takmamız gereken bir tek maskenin değeri bir ay içinde üç kez değişti. Karaborsa fiyatlardan bedavaya, ondan da makul bir miktara derken nihayetinde onun da ticareti başladı. Bir ay önce 10 tanesine 50 TL sayarken nasıl oldu da 50 tanesini 15 TL’ye alacak noktaya geldik? Bilinmez. Zaten bu yılın bir adı varsa, o da bilinmez.

Yeni yıla nasıl girersen, tüm yıl öyle geçer derlerdi. Geride bıraktığımız bu yıla oldu mu bu bilinçle giren biri? Öyle bir yıldı işte. Oldukça gerçekçi bir yıldı. Hayal kurdurmadı bize, güldürmedi de. Tüm işimiz gerçeklerleydi. Ben örneğin. Güldürürken düşündüren hikâyeler yazarak girdiğim bu yılın sonunda, sadece düşündüren hikâyeler yazarken buldum kendimi. Gülecek bir şey yoktu. Bu yılın gerçekleri komik de değildi.

Neyse ki bitti demeyeceğim. Ondan geriye saymakla geçmiyor zaman. Bir dakikaya sığdırılmış suni mutluluklar da yayılmıyor geri kalana. Nasıl ki bir süre konuşurken yahut yazarken karıştırılacaksa yeni tarih, içinde yaşarken de değişmeyecek anında. Ama insanım işte, istiyorum. Her şerdeki hayrın bu yıl olmasını istiyorum. Umutla bakılacak yarınlardan çok, mutlulukla taçlanacak günler yaşamak istiyorum. Ben yeniden hayal kurmak istiyorum.

Hayaller aleminin kilit takılmış kapısının önündeyim. Sıramı bekliyorum. Kuyruk epey bir uzun, vatandaş bir hayli gergin. Öyle bir sıra ki bu; sanırsın sokağa çıkma yasağına 1 saat var, fırının önündesin. O ekmeği almadan eve gidebilir misin?

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.