İstiklâl Şairi Mehmet Âkif Ersoy

Vatan Şairi Mehmet Âkif Ersoy’u vefatının yıldönümünde saygı ve sevgiyle anıyoruz. Kimileri tarihe geçer, kimileri ise tarih yazar. Mehmet Âkif tarih yazan bir şahsiyetti. Bazı önemli vazifeler, başarılar yahut ilkler çalışarak elde edilen şeylerken, Mehmet Âkif’in bu milletin Vatan Şairi olması, nasibinde olan bir şeydi.

Türk edebiyatındaki yeri bir kenara dursun, Türk tarihinde ve Türk milletindeki yeri çok ayrıdır. Bu milletin belki de en saygı duyduğu sanatçıdır. Her duyduğumuzda, okuduğumuzda yahut söylediğimizde içimizde var olan milli şuuru harekete geçiren, kalbimizi bile dile getiren İstiklâl Marşı onun kaleminden çıkmıştır.

Mehmet Âkif Ersoy oldukça karakterli, güvenilir ve temiz bir şahsiyettir. Mithat Cemal Kuntay onun için, “İlk tanıdığım zaman ona inanmadım: Bir insan bu kadar temiz olamazdı.” demiştir. Kuntay onun bu temiz karakterini şu anıyla da desteklemiştir:

Bir adam Kara Kemal’e, İttihat ve Terakki’ye karşı fesat bir cemiyet hazırlandığını ve cemiyette Âkif’in de olduğunu söylemiş, polise haber vermeye hazırlanan Kara Kemal, Âkif’in ismini duyunca telefonu bırakıp şu sözleri söylemiştir: “İçinde Âkif varsa, bu bir fesat cemiyeti değildir.”

Mehmet Âkif’in özü sözü birdir. Doğruluktan ayrılmamış, yalana yaklaşmamıştır. Birine bir şey söylüyorsa o söz kesinlikle doğrudur. Öyle ki, üstat kendisine, “Doğru mu?” diye soran birine, “Bir daha bana bu kelimeyi tekrar etmeyiniz.” diyerek karşılık vermiştir.

Mehmet Âkif hayatı boyunca hiç boyun eğmeyen, kimseden medet ummayan biri olarak yaşadı. Yeri geldi aç kaldı, yeri geldi açıkta ama kimse muhtaç etmedi kendini. Öyle ki günlerden bir gün kuru fasulye yerken Nezâret erkânından gelen birini tersleyerek geri gönderdi. Gelen münasebetsiz bir uyarıydı. “Yazılarında ileri gidiyorsun, yapma.” dedi haberci. Mehmet Âkif’in cevabı ise ölümüne kadar hiç değişmeyecek duruşunun göstergesiydi:

“Nâzırına söyle, kendilerini düzeltsinler! Bu gidiş devam ettikçe bizi susturamazlar. Ben fasulye aşı yemeye razı olduktan sonra kimseden korkmam!”

İstiklal Marşı hepimizin olduğu gibi onun da kırmızı çizgisidir. Ödülü var diye katılmak istemediği yarışmaya, ondan başkası yazamaz diye zorla katılması sağlanmış ve kazandığında ödülü almayı da şiddetle reddetmiştir. Bu ödülü kabul etmemesi tuhaflıkla karşılandığı gibi oldukça da eleştirilir. Beş yüz lira olarak belirlenen ödülü reddettiği günlerde altı yüz lira borçlu olduğunu ise çok az insan bilir.

Mehmet Âkif Ersoy’un bir tek ceketi vardı sırtına giyebileceği. Soğuk havalarda içine sığınacağı bir paltosu yoktu. Daha soğuk günlerde de bir dostunun muşambasını istiare ederek giyerdi. Bir gün o dostu, ettiği laf ile Mehmet Âkif’i epey bir kızdırmıştı:

“Âkif Bey, şu mükâfatı reddetmeyip de bir muşamba yahut palto alsaydın daha iyi olmaz mıydı?” deyiverdi. Keşke demeseydi. Zira Mehmet Âkif’in en kızdığı şey, bu konudan bahsedilmesiydi. Terslemekle, kızmakla kalmadı ve o dostuyla tam iki ay konuşmadı.

Mehmet Âkif, İstiklal Marşı’nı millete hediye etmiştir. Hiçbir zaman onu kendine mâl etmediği gibi, tüm şiirlerini topladığı Safahat adlı eserine de bu şiiri almamıştır. Nedeni sorulduğunda, “Onu millete hediye ettim. Artık o, milletindir. Benimle alakası kesilmiştir. Zaten o; milletin eseri, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım.” cevabını vermiştir.

1925 yılında yeniden bir Milli Marş yarışması düzenlenmiş ancak katılan 50 şairden hiçbiri yeterli bulunmamıştır. İstiklal Marşı’nın hissettirdiği duygulara yanından bile yaklaşamayan şiirler gelmesi nedeniyle bu yarışma nihayete erememiştir.

Mehmet Âkif Ersoy’un Vatan Şairi unvanını destekleyen pek çok şiiri vardır. Çanakkale şiiri bunlardan biridir. Cenap Şahabettin’i sertçe eleştirdiği gerekçesiyle aralarının bozuk olduğu bir dönem olmuştur. Fakat bu uzun sürmemiştir. Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin’e Âkif’i nasıl affettiğini sorduğunda aldığı yanıt çarpıcıdır. “Âkif bir Çanakkale daha yazsın, sonra isterse on kez küfretsin.”

Türk milleti; bu cömert kahramanının kıymetini bir miras gibi nesilden nesle taşımalı ve “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasına sahip çıkmalıdır.

Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli;

Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

Agâh Ensar Can

KAYNAKÇA

Mehmet Âkif Ersoy, Safahat, İnkılap Kitabevi, 2018.

Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Âkif İstiklal Şairi, İstanbul, 1944.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.