pişmanlık avuçlarımda bir derya
gibi dalgalandı yüreğime ilk dokunuşta
sükût bir çığlık edasıyla üstümde
duyumsanan anıların yitirilmeyişi
çaresizlik bezeli bir hançer
alnıma mıhlanmış puslu kader ile
her gidişimin beyhude neticesi
yeryüzünün tuzlu suları feleğe akar
pişmanlık kuruntuyla derbeder aklıma kazınan
gün görmemiş fecirlerimle aklımı kurcalayan
rüzgâr hisli gelir isli lambalara
durmaz öyle bir esip gider
ölgün ışığında bekleşen umutlarla
geride kalıverir kırıklık ve tarumar
pişmanlık mahzende uyuklayan küfrü zincir
kirli tartısında zamanın kıskacına düğümlü
mazi bahçesine açılan diller tutsak
keşkeler nağmesi peşinden sürükler
son sözünü söyleyen gözlerde pişmanlık
tebessüm kırıntılarında ıssız bir avuntu
pişmanım yaşamımdan çalınan her andan
pişmanım pişmanlık lakırtılarla geçen lahzadan
cankuş