O kızcagız şen idi… şen, hakikaten pek şen!
Küçük, güzel, bir oyuncak gibi olan dilini
İhâta etmiş idi bir tebessüm-i rûşen!
Dudakları iki berg-i gül-i güzide gibi
Leziz handelere daimâ küşâde idi;
Gülerdi belki de bilmeksizin nedir sebebi!
Güzel dudaklarının taze mültekâsında
Dökerdi gonce-i şâdî bir iltivâ-yı sürûr;
Dogardı kavs-i kuzahlar bütün likâsında!
Seher gibi açılırdı yüzünde penbe hıyât,
Semâ-yı neş’esinin âfitâb-ı handânı
Her ihtisâsına verdikce ihmirâr-ı neşât!
Ederdi hânesini kahkahât ile pür zevk
Kılardı nûr-ı meserretle dâimâ rahşân
Onun muhîtini bir halka-i muzîa-i şevk!
Denilse lâyık olurdı: hayâli subh-ı sürûr,
Dimagının içi bir bînihâye şehrâyîn,
Derûn-ı sîne-i ma’sûmu daimîbir sûr!..