Parçalanmış Zaman

Geleceğin metropolü olan Nova Polis, gökdelenleri ve uçan araçlarıyla bilim kurgu romanlarından fırlamış gibiydi. Şehrin en yüksek binası olan SkyTower’ın tepesinde, Dr. Süheyla Yılmaz, zamanda yolculuk teorileri üzerine çalışıyordu. Uzun yıllardır süren araştırmaları, nihayet sonuç vermek üzereydi. Süheyla, zamandaki çatlakları tespit edebilen ve onları açıp kapayabilen bir cihaz geliştirmişti. Adını “Kronos Anahtarı” koyduğu bu cihaz, tarihin akışını değiştirme potansiyeline sahipti.

Süheyla, cihazı ilk kez test edeceği için heyecanlıydı. Geçmişe yapacağı bu yolculuk, tarihin gizemlerine ışık tutacak ve belki de insanlığın geleceğini değiştirecekti. Cihazı aktive ettiğinde, etrafında mavi bir ışık halesi belirdi ve kendini bir anlığına boşlukta hissederken, gözlerini kapadı. Işığın etkisi geçip gözlerini açtığında, etrafında tanıdık olmayan manzaralar gördü.

Kendini 22. yüzyılın başlarında bulmuştu. Nova Polis’in henüz inşaat halinde olduğu bir dönemdeydi. Sokaklar toprak yoldu, gökdelenler yerine henüz yeni dikilmiş birkaç bina vardı. Süheyla, cihazının çalıştığını görmekten memnundu. Ancak geri dönmeden önce bir süre etrafı keşfetmeye karar verdi.

Bir süre yürüdükten sonra, bir grup bilim insanının konuşmalarına şahit oldu. Onlardan biri, gizlice dinleyen Süheyla’nın dikkatini çeken bir şeyden bahsediyordu: Zaman paradoksu. Grup, zamanda yapılan yolculukların büyük felaketlere yol açabileceğini tartışıyordu. Eğer geçmişte yapılan küçük bir değişiklik bile gelecekte büyük bir yıkıma neden olabilirdi.

Süheyla, Kronos Anahtarı’nı kullanarak geri dönmeyi düşündü. Ancak geri dönüş işlemi beklediğinden daha karmaşık oldu. Cihaz bozulmuştu ve zamanı yanlış bir noktada açmıştı. Artık geçmişte sıkışmıştı ve tek umudu, bu bilim insanlarının yardımıyla cihazı tamir edip geri dönebilmekti.

Bilim insanlarına yaklaşıp durumu anlattığında, başta şüpheyle karşılandığı için onlara cihazın nasıl çalıştığını gösterdi. Bu sayede, onların güvenini kazanmayı başardı. Birlikte çalışmaya başladılar ve zaman içinde Süheyla, kendi zamanına dönmenin yolunu bulmaya yaklaştıklarını hissetti. Ancak işler beklediği gibi gitmedi. Zamanın doğal akışıyla oynarken, paradoksların gerçek etkileriyle yüzleşmek zorunda kaldılar.

Bir gece, laboratuvarda çalışırken bir patlama oldu. Süheyla, patlamanın etkisiyle kendini yerde buldu. Gözlerini açtığında, zamanın parçalandığını ve etrafındaki her şeyin birbirine karıştığını gördü. Gelecek, geçmiş ve şimdiki zaman bir arada, kaotik bir dans içindeydi. İnsanlar, mekânlar ve olaylar birbirine girmişti.

Süheyla, Kronos Anahtarı’nı yeniden aktive etti ve zamanın kırık parçalarını birleştirmeye çalıştı. Her parça, doğru yerine oturduğunda, zaman yeniden düzenli bir akışa kavuşuyordu. Ancak bu işlem, onun enerji ve odaklanma gerektiriyordu. Süheyla, tüm gücünü toplayarak zamanı yeniden düzenlemeye çalıştı.

Sonunda, son parçayı yerine koyduğunda, her şey bir anda düzeldi. Süheyla, yeniden boşlukta süzülürken, gözlerini kapadı ve açtığında kendini SkyTower’ın laboratuvarında buldu. Her şey normale dönmüştü. Ancak bu deneyim, ona zamanla oynamanın ne kadar tehlikeli olduğunu göstermişti.

Süheyla, Kronos Anahtarı’nı dikkatlice kilitledi ve bir daha asla kullanmamaya yemin etti. Zamanın sırları, onun için bir daha açılmamak üzere kapanmıştı. Ama bir gün, başka bir cesur bilim insanının bu sırlara erişmek isteyeceğini biliyordu. Süheyla, zamanın ne kadar hassas olduğunu anlamış ve ona saygı duymanın önemini kavramıştı.

Gelecekte bir gün, belki de zamanın kırık parçaları yeniden birleşmek için bir araya gelecekti. Ancak o gün gelene kadar, Süheyla, zamanın akışına müdahale etmenin getirdiği tehlikeleri unutmamaya kararlıydı.

Yağmur Destici

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.