Beşerin köhne sergüzeştinden
Bize efsâneler terennüm eden;
Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzunCevf-i mâzîde bir siyâh ve uzun
Gece teşkil eden hayâtından
Ninniler ihtira edip uyutan;
Bize en doğru, en güzel örnek,
Diye geçmiş zamanı göstererek:Gelecek günlerin geçen geceden
Farkı yok, hükmü yok, zehâbı veren;
Ve cebininde altı bin yıllık
Buruşuklarla şübheler karışık.
Seri, mâzîye — yâni rüyâya —
Pâyı, atî denen heyûlaya
Bir yâreli kuş çırpınıyor sanki telinde,
Çıkmakta bu âvâz o garibin ciğerinden;
Udun mu hüner, yoksa o cananın elinde Bir feyz mi var kim daha mu’ciz hünerinden?..Billâh o eldir koparan rûhu yerinden!
Çal, ben de olup “ah!” larımla sana dem-sâz,
Çâk eylemedir sîne-i aşkı emelim, çal!
Te’sîr-i tarâbla olarak ma’il-i pervâz,
Tâ arş-ı İlâhîye kadar yükselelim, çal!
Çal sevdiceğim, çal meleğim, çal güzelim… Çal!