His Perdesi
Sakladığım gözyaşlarımın arkasına saklıyım
Hep bekleyen taraf olmanın ağır yükü
Omuzlarım çökük ruhum kirli
Oysa ne çok isterdim en çok sevilmeyi
Nedir ki karşılıksız düşlerin getirisi
Sonra işte açıyorum ellerimi çaresiz
Bazen imkansız dilekler dilersin çelimsiz
Görünen köyün neye ihtiyacı vardır ki zaten
Ama körleşir insan his denilen perdeden
Kralı tahta koyan halktır, indiren de öyle
Birini koyduğun yerden geri alırsan kaybeder ihtişamını
İşte o zaman diyorum, geriye kalıyor gerçekler
Kabul olmamış düşler ve eksik kalmış gülüşler
Yatak soğuk gelir bazen ne kadar örtünürsen
Sırtını temizleyemezsin tek başına, aklını da
Neye sahibim ki ihtiyacım bitsin
Kimse görmüyor görünenin ötesini
Oysa hani görünen köy bir şey istemezdi
Kandırdığının bile farkında değil kandıran
İnsan bazen kendi yalanına kanan
Ama düşünmüyor işte kim gözyaşı döker diye
Sadece anı geçiştiren renksiz bir yalan
Sonra yerlerde can kırıkları
Batar ayaklarına, şaşırır kalır
Hiç sorgulamaz nedir sebebi diye
Yalnızca der ki, işte can kırıkları
Hep kırılır zaten, nereye baksam histerik yanları
Susmak, hiç konuşmamak istiyorum
Kendimden geri kalanları alıp gitmek
Dünyanın kıyısında balık tutmak belki
Hiç bitmeyecek mi benim bu bekleyişim
Mevsimlerin ne zaman geleceği bile belliyken
Verilen sözlerin vakti neden belirsiz
Belki de diyorum, yalnızca belki
Görünen köy işte orada
Gerçekleri görmek yerine
Saklanıyorum his perdesinin arkasına
Çağla Fulya