Her şey yağmurun yağmasıyla başladı. Günler, aylar, yıllar boyunca gökten boşanırcasına yağan yağmur, önce denize yakın olan bölgeleri suyun altında bıraktı, sonra yavaş yavaş tüm dünyayı yuttu. Kaçabilenler suyun yüzeyinde adacıklara dönüşecek olan dağların tepelerine tırmanarak hayatlarını kurtardıklarını sandılar, kaçamayanlar ucu sonu görünmeyen bir mavinin derinliğine gömüldüler. Ben de kaçmayı başaran bir avuç şanslıdan biriyim. Ya da şanssız mı demeliyim, bilmiyorum. Galiba suda boğulmak bugünün dünyasını yaşamaktan daha kolay olurdu. Yıl 2032 ya da 33. Yağmur başladığından sanırım on yıl sonra…
Hatice Yılmaz Işıktaş