Uyanma Vakti

Umut bir sığınaktır. Umut insanın yaslanabileceği son dayanaktır. Umut bir nimettir. Yeri geldiğinde karın da doyurur. Umut bir hasrettir. Olmadığında insanı dünyadan soğutur. Uyku ve umut birbiriyle bağlantılıdır. Uyumak bir teslim oluş, yeni güne uyanmaksa umuda sarılmaktır ama yeni gün, uyanmaya değer değilse insan daima teslim kalacaktır.

     Uyumak istiyorum. Zinde olmak istediğimden değil, olmamak istediğimden. Rüya da görmek istemiyorum. Gerçek olmayan anıları da tersi çıkacak korkusu da istemiyorum. Bir gece gözlerimi kapatıp sanki hiç olmamışım gibi uyuyarak yok olmak istiyorum. Hayatın ağırlığını, içindekilerin birilerine olan sığırlığını, birbirlerine olan sağırlığını hissetmeden uzun bir uykuya yatmak istiyorum. Beni sağlıklı yapacak sekiz saatlik bir uykuya değil, sağlıklı bir hayata uyandıracak kadar uzun bir uykuya ihtiyaç duyuyorum.

Öyle bir uyumak istiyorum ki, sağır sultan duysun ama ben duymayayım çalan alarmların sesini. Değil top patladığında, kıskananlar çatladığında dahi uyanmayayım. Dünyadaki son günüm olduğunu bilsem bile o günü uyuyarak geçireyim. Güzel şeyler de oluyor denilen anları bile uykudayken kaçırayım. Ben artık uyumak istiyorum, uyutulmak istemiyorum.

Öyle bir uyku ki bu, zamana karşı gösterilen sabır bir nevi. Umuda duyulan yoğun bir açlık gibi. Ben artık umutla bakamayacağım bir yarına uyanmak istemiyorum. Umutla bakacağım yarınları da yaşayarak, çekerek beklemek istemiyorum. Tüm dertlerin, umutsuzlukların, tükenmişliklerin olduğu bu hayatı geride bırakıp uyumak ve tüm bunların geride bırakıldığı bir sabaha uyanmak istiyorum.

Sıkıldım. Uyanık olmak zorunda olmaktan, gözümü dört açmak şartıyla doğruyu görebilmekten, gördüğüm tüm doğruların yanlış kılıfı içinde olmasından çok sıkıldım. Suyun bile uyuduğu bu hayatta uykusuz düşmanlara uyurgezer olmaktan çok sıkıldım. Uyuduğum kadar büyümekten çok sıkıldım.

Ertesi güne değil, bir sabaha uyanmak istiyorum. Umutla bakabildiğim bir yarına değil, mutlu olabildiğim bir sabaha uyanmak istiyorum. Öyle bir sabah ki bu; sadece benim değil, herkesin uyanabildiği. Uyurgezer değil, kiraya verdiği aklına yerleştiği bir sabaha uyanmak. Umut olarak ortaya çıkan siyasilerin umutsuzluğa sürüklediği bir sabaha değil, onların çok da öneminin olmadığı, halkın gerçekten de kendi kendini yönetebildiği bir sabaha. Kararsız bir halk olarak ikide bir sandıkta değil, verdiği oyu taahhüt ettiği tarihte sorgulayan bir halk olarak huzur içinde bir sabaha.

Bir sabaha uyanmak istiyorum. Kendi pazarladığı hastalığı yine kendi bulduğu çözümle yok eden şirketlerin yok olduğu, sigaraya gelen zamların konuşulmadığı bir sabaha. İnsanımın cebinde ne kadar çok parası olursa olsun pahalılık karşısında çaresizce ezildiği bir gece uyuyup altı sıfırın atıldığı paramın bir başka para karşısında altı kat ezilmediği bir sabaha uyanmak istiyorum. İnsanımın bir başka ülkenin parasına bağımlı olmadığı bir sabaha.

İnsanın parasının olduğu ama paranın insanının olmadığı bir sabaha uyanmak istiyorum. İnsanların dikkatli olmak zorunda olmadığı, bir ya da birden fazla kağıt parçasını uzun uzun okumak zorunda kalmadığı, bir imzanın bir hayata mâl olmadığı bir sabaha.

Hayallerin gerçek olduğu bir sabaha uyanmak istiyorum. Her günün bir öncekinden daha güzel olmasına vesile olacak o sabaha uyanmak istiyorum. İnsanların araba kullandığı, olmadı küçülüp oyuncakla oynadığı ama birbirini kullanıp birbiriyle oynamadığı bir sabaha.

Öyle bir sabah ki bu, insanımın insan olarak değer gördüğü. Ayrımın kale dahi alınmadığı, birinin diğerine üstünlük kurmadığı, doğan tüm çocukların büyüdüğü, hiç kimsenin hayatının bir başkası tarafından çalınmadığı, insanın insan gibi yaşadığı bir sabah. Gün doğmadan güzelliklerin çoktan doğduğu bir sabah.

Yetkisi olup bilgisi olmayanların olduğu bir gece uyuyup bilgisi olanların yetkilendiği bir sabaha uyanmak istiyorum. Adaletin olduğu yerde hakikatin konuşulduğu, geçmişin değil, geleceğin üzerinde durulduğu, futbolda futbolun olduğu bir sabaha.

Hastaların iyileştiği, borçluların ferahlayıp bir daha borçlu kalmayacak durumda olduğu, kırdığı bir bardağa, kırdığı bir kalpten fazla üzülenlerin olmadığı bir sabaha uyanmak istiyorum.

Tüm insanların aşık olduğu, aşkı tanıdığı, karın doyurup doyurmadığıyla ilgilenmediği ve yüreğe iyi geldiğiyle ilgilendiği bir sabahı gerçekten çok istiyorum. İnsanın taşıdığı kalbin sadece yaşamasını sağlamadığı, o kalbin bir başka kalbe ısınınca çok daha güzel olduğu o sabahı çok istiyorum. Aşık olanın halinden aşık olan anlar. Herkesin birbirini anladığı bir sabaha uyanmak istiyorum. İnsanları kaderin ayırdığına dair düşüncenin hakim olduğu o gece uyuyup insanları insanların ayırdığının anlaşıldığı sabaha uyanmak istiyorum.

     Biliyorum, çok şey istiyorum. Herkesin uyutulduğu bir hayatta önce özgürce uyumak sonra da onların olmadığı bir sabaha uyanmak istiyorum ama bilerek yapıyorum. Şu an tam da benden istenileni yapıyorum. Dikkat ediyorum. Gözümü dört açıyorum. Her şeyi ince ince planlıyorum. Bu yüzden sesimi yüksekten çıkararak bağırıyorum.

“Sussana, milleti uyandıracaksın!”

“Ben artık uyansınlar istiyorum.”

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.